Diyet listeleri, kalori hesapları, spor programları... Kilo vermek çoğu zaman bu üçlüye indirgenir. Ancak obezite ve metabolik sağlık üzerine çalışan bir hekim olarak yıllardır gördüğüm bir gerçek var: Kilo yönetimi yalnızca ne yediğimizle ilgili değildir. Çoğu zaman asıl mesele tabağımızda değil, zihnimizde başlar.
DİYET ve egzersiz elbette sağlıklı bir yaşamın önemli parçalarıdır. Ancak yeme davranışını ve onu tetikleyen duygusal süreçleri anlamadan kalıcı kilo kontrolü sağlamak çoğu zaman mümkün olmaz.
Toplumda kilo vermek çoğunlukla basit bir formülle açıklanır: Daha az ye, daha çok hareket et.
Kulağa mantıklı gelen bu öneri teoride doğru olsa da pratikte çoğu zaman yeterli değildir. Çünkü insan davranışı yalnızca biyolojik açlıkla şekillenmez. Hayatın içindeki stres, duygusal yükler, alışkanlıklar ve fark etmeden oluşturduğumuz davranış döngüleri yeme davranışımız üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.
Birçok kişi diyet sürecine büyük bir motivasyonla başlar. İlk günler her şey oldukça iyi gider. Ancak birkaç hafta sonra iş stresi, uykusuzluk, bir tartışma ya da sadece yoğun geçen bir gün... Ve kendimizi yeniden mutfakta buluruz.
Haberin DevamıBu noktada çoğu insan kendini suçlar ve bunu "irade eksikliği" olarak yorumlar. Oysa mesele çoğu zaman irade değildir. İnsan davranışı bundan çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir.
DUYGUSAL YEME
Bilimsel araştırmalar bize gösteriyor ki yeme davranışı yalnızca fizyolojik açlıkla ilgili değildir. İnsanlar stresli olduklarında, üzgün olduklarında ya da kendilerini yalnız hissettiklerinde yemekle rahatlama arayabilirler.
Psikolojide bu durum "duygusal yeme" olarak tanımlanır ve düşündüğümüzden çok daha yaygındır.
İşte bu nedenle kilo yönetiminde psikolojiyi göz ardı etmek, tedavinin önemli bir boyutunu eksik bırakmak anlamına gelir.
Modern obezite tedavisi neden ekip işidir
Günümüzde obezite tedavisi yalnızca diyet ve egzersizden ya da popüler olarak konuşulan "zayıflama iğnelerinden" ibaret değildir.
Etkili ve sürdürülebilir bir yaklaşım; hekim, diyetisyen, fizyoterapist ve psikoloğun birlikte çalıştığı multidisipliner bir modeli gerektirir. Çünkü kilo yönetimi yalnızca metabolizma ile değil, davranış ve duygularla da yakından ilişkilidir.
Haberin DevamıPsikoterapi kilo yönetiminde nasıl yardımcı olur
Psikoterapi bu noktada güçlü bir araçtır. Özellikle bilişsel davranışçı terapi temelli çalışmalar, kişinin yeme davranışını tetikleyen düşünce ve duygu döngülerini fark etmesine yardımcı olur.
Örneğin birçok kişi diyet sürecinde küçük bir kaçamak yaptığında şu düşünceye kapılabilir: "Nasıl olsa bozdum."
Bu düşünce çoğu zaman kontrolün tamamen bırakılmasına yol açar. Oysa bu düşünce kalıbını fark etmek ve yeniden yapılandırmak, sürecin sürdürülebilir olmasını sağlayan önemli bir adımdır.
PSİKOLOĞUN ROLÜ
Bu süreçte klinik psikologların katkısı büyük önem taşır. Uzm. Klinik Psikolog Alara Nurgün bu noktaya dikkat çekiyor:
Haberin Devamı"Kilo yönetimi çoğu zaman yalnızca irade meselesi gibi görülür. Oysa birçok danışan için yeme davranışı duygularla baş etmenin bir yolu hâline gelmiştir. Psikoterapi kişinin bu döngüyü fark etmesine, kendini suçlamadan anlamasına ve daha sağlıklı baş etme yolları geliştirmesine yardımcı olur."
Nurgün, klinik deneyimlerinden yola çıkarak süreci şöyle anlatıyor:
"Danışanlarla çalışırken en çok gördüğüm şey insanların kendilerine karşı ne kadar sert olduklarıdır. Oysa değişim çoğu zaman kendimizi eleştirmekle değil, kendimizi anlamaya çalışmakla başlar.

7