İyi bir orkestra şefi

Hangi meslekte, konumda ve düzeyde olursa olsun bireylerin, bilgilerini gözden geçirme ve kendilerini geliştirme ihtiyaçları her geçen gün artmaktadır.

Hızlı yaşam biçimi ve yeni arayışlardan en çok etkilenenler arasında hangi kademede olursa olsun yöneticilerin önemli bir yer tuttuğu söylenebilir. Çünkü yönetici, bir grup insanı aynı amaçla etrafında toplamak, koordine etmek ve bu çabaların en iyi biçimde üretim ya da hizmete dönüşmesini sağlamakla görevlidir.

"Örgütsel işleyişi kendi köşesinden takip eden yönetici; çıkmış olan sesleri duyan, yöneten ve el komutlarıyla elemanlarını geçmeye çalışan orkestra şefine benzetilebilir."

Günümüzde yönetici bir yandan içinde bulunduğu koşulları çok iyi değerlendirmek ve tahmin etmek durumundadır. Değişme ve gelişmenin kısmen yavaş olduğu ve klasik yönetim yaklaşımlarının benimsendiği dönemlerde ileriyi tahmin etmek kısmen daha kolay olmaktaydı. Bilgi birikiminin büyük bir hızla geliştiği günümüzde ileriye tahmin etmek zorlaşmıştır. Yönetici bu zorluğu aştığı oranda örgütünün gelişmesini sağlayacaktır.

Hangi alanda çalışıyor olursa olsunlar yöneticilerin kendilerine bağlı örgütsel işleyiş içinde üç biçimde rol aldıkları söylenebilir. Bunlardan birincisi, örgütsel işleyişi kendi köşesinden takip eden yönetici tipidir. Pasif bir yönetimin uygulandığı bu iş ortamında yönetici, olmuş bitmiş olaylar, üretimler veya hizmetlerle ilgili raporları bilgilerle alır. Bu gruptaki yöneticilerin yönetim süreçlerinde anlama, örgütleme, yürütme ve koordinasyon boyutlarından çok kontrol boyutunda etkili oldukları söylenebilir. Bu tip yöneticiler çıkmış olan sesleri duyan, yöneten ve komutlarıyla çalışanlarına yetişmeye çalışan orkestra şefine benzetilebilir. Bu durumdaki orkestra şefinin sesle arasındaki uyumda ve orkestrasının performansında çok fazla etkili olduğu söylenemez.

Yönetimin sadece kontrol ve denetim fonksiyonuna ağırlık veren yöneticilerin genel olarak astları tarafından idare edildikleri söylenebilir. Bu tür yönetim anlayışının yer aldığı işletmelerde karşı karşıya kalınan en önemli sorun; çalışanlar için işin kendisinden çok onun sunuluşunun önemsenmesidir. Tepedeki yöneticinin, denetim fonksiyonunu ön planda tutması; çalışanlar arasında bir korkuya yol açtığı gibi, organizasyonun asıl iş konusu değil, bu işin yöneticiye nasıl sunulacağı, nasıl bilgi verileceği, yöneticinin tavrının ne olacağı gibi düşünce ve uğraşlar, çalışanların zamanını doldurur. Böyle bir organizasyonda işi ve çalışanları geliştirmeye yönelik çalışmalar son derece sınırlıdır. Bunlara adeta gerek yoktur. Çünkü, mevcut işin yöneticiye en iyi biçimde sunulması çabaları işi geliştirmeye zaman bırakmamıştır.

"İkinci tip yönetici; yetki alanlarındaki işlerin içinde aktif biçimde rol alır ancak geleceğe ilişkin planlama yapamaz."

Bu tip yönetici, bir adım ileridedir. Yönetici için örgütsel işleyiş sürecinde "o anda orada olma" ilkesi ön plandadır. Diğer bir ifade ile bu gruptaki yöneticiler, yetki alanlarındaki işlerin içinde aktif biçimde rol alırlar. Günlük çalışma düzeni yani işi o gün ya da hafta bazında düşünüp değerlendirmek bu yöneticilerin en önemli özellikleri arasında sayılabilir. Geleceğin farkında olmamak, geleceği tahmin edememek dolayısıyla yakın ve uzak geleceğe ilişkin planlamalar yapamamak bu yöneticilerin en önemli dezavantajıdır. Yarını görme alışkanlığının gelişmemesi birçok sorunların yaşanmasına yol açacaktır. Örgütleme, yürütme ve koordinasyon, bu gruptaki yöneticiler için en çok önem taşıyan yönetim süreçleridir.

Birinci grupta yapılan benzetme devam ettirildiğinde bu ikinci gruptaki yöneticiler de çıkmakta olan sesleri yöneten orkestra şefi gibidir. Bu orkestra şefi, sesleri çıktıkları anda duymaktadır ve çoğunlukla komutlarıyla orkestrayı oluşturan üyeler arasında bir uyum söz konusudur.

Yöneticilerin çoğunlukla benimsedikleri yönetim biçiminin, mevcut işleyişi en iyi biçimde yürütmek olduğu, uygulamaya yönelik çeşitli araştırmalarca ortaya konulmuştur. Gerçekten de yürütme, yönetimin en önemli fonksiyonudur. Ancak yönetim, yürütme ile sınırlı değildir. Örgütleme ve koordinasyonla birlikte yürütme, bu tür yöneticilerin hemen bütün zamanlarını alır. Organizasyonların uğraşı alanı olan işi, elemanları ve sonuçta bir bütün olarak işletmeyi geliştirmeye yönelik çabalar, bu yönetim yaklaşımında da sınırlıdır. Çünkü organizasyonun o günkü işleyişi çok önemlidir ve mevcut çarkın döndürülmesi gereklidir. Çarkın ve çapının genişletilmesi, ikinci planda kalır. Oysaki işletmenin ayakta kalabilmesi için mevcut çarkın döndürülmesi gerekli ama yeterli değildir. Günümüzün rekabet ortamında tüm çalışmaların, çabaların, teknolojilerin geliştirilmesi artık zorunludur.

"Üçüncü grup yönetici kendisini, işini ve elemanlarını sürekli olarak geliştirme çabası içindedir. Bu tip yönetici çıkacak sesleri yöneten orkestra şefine benzetilebilir."