Dini ve millî bayramlar; neşenin, coşkunun, sevincin ve heyecanın doruğa ulaştığı müstesna zamanlardır. Aslında saatlerin, günlerin, ayların ve yılların ölçtüğü zaman aynıdır; fakat yaşadığımız anlara yüklediğimiz anlam farklı olduğu için zamanın bizde bıraktığı iz de değişir.
Bayramlar, insanın kendini bilme yolculuğunda nerede durduğunu yeniden düşünmesine vesile olan özel duraklardır. Malın, mülkün ve zenginliğin ötesinde; varlık âlemindeki biricikliğimizin farkına varmanın taze heyecanıdır bayram. Daha çok sevmeye yönelen bir kalbin genişleyişidir.
Bayram, kalbin yalnızca biyolojik bir canlılığa hayat veren bir organ olmasının ötesine geçmesidir. Kalbin; mana dünyamıza yön veren, davranışlarımızı şekillendiren bir merkez hâline gelmesidir.
Bugün dünyanın büyük bir kaos yaşadığı bir dönemde, insan ile âlem arasındaki bağı yeniden bir bütün olarak görebilmeye ve bayramın birleştirici coşkusuna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Bayram; nerede ve hangi şartlarda yaşarsak yaşayalım, hırsı, saldırganlığı, benliği, zulmü ve şiddeti terk ederek davranışlarımızı kontrol edebilmektir. Yalnız görünen alanlarda değil, görünmeyen taraflarımızda da kendimize hâkim olabilmektir. İster dağ başında ister büyük bir metropolün kalabalığında olalım; kamu ahlakını gözetmek, başkasına huzur vermenin sevincini bütün hücrelerimizde hissedebilmektir.
Yavaş öğrenen öğrencisine biraz daha fazla vakit ayıran öğretmenin, hastasını yalnızca veriler ve semptomlarla değil bir insan olarak görebilen hekimin, başkasının duvarını kendi duvarı gibi özenle ören ustanın, her cuma karşısındaki insanları gerçekten aydınlatabilmenin heyecanıyla konuşan imamın gönül ferahlığıdır bayram.
Adaleti dağıtırken hak duygusuyla hareket eden hâkimin, trafikte başkalarına tahammül gösterebilen sürücünün, eşinin gözlerinde kaybolabilen eşlerin, liderliği bir hizmet sorumluluğu olarak gören yöneticinin ve muhtaca el uzatan insanın hissettiği coşkunun adıdır bayram.
Yetimi, kimsesizi, aç kalanı, hastayı, mağduru, dertliyi ve yalnız insanı görebilmek; onlara dokunabilmek, ailenin yaşlılarıyla hemhâl olmak ve bir başkasına umut olabilmenin huzurudur bayram.
Ve nihayet bayram; evrende işgal ettiğimiz yerin hakkını veren bir ahengin içinde saklıdır. Hayatı bir iyilik bahçesine dönüştürmenin ve o bahçenin bahçıvanı olabilmenin heyecanıdır. Kutlu bir davanın sorumluluğunu taşımanın anlamıdır.
Bayramlar, insanlık tarihi kadar eskidir. Çünkü insanın bazen neşelenmeye, dinlenmeye ve özellikle başkalarıyla daha güçlü bağlar kurmaya ihtiyacı vardır. Bu yüzden yüce yaratıcıya adakta bulunmak, kurban kesmek, sahip olduklarından başkalarına vermek ve insanları sevindirmek; başta semavi dinler olmak üzere pek çok inanç sisteminde önemli bir yer tutmuştur.

33