Suriye ve Libya Türk sahasında

İzmir-Seferihisar'da gerçekleştirilen EFES 2026 Tatbikatı'nda yalnızca tanklar, toplar, SİHA'lar, savaş gemileri, çıkarma birlikleri ya da özel kuvvet operasyonları yoktu. Asıl dikkat çekici olan şey, aynı sahada buluşan ordulardı. Bir tarafta 70 yıldır Sovyet-Rus askeri kültürüyle şekillenmiş Suriye ordusunun subayları, diğer tarafta ise Libya iç savaşında yıllarca birbirini öldüren iki rakip cephe vardı. Ve bugün bu güçler Türk Ordusunun çatısı altında, aynı tatbikat alanında yüksek uzmanlık gerektiren eğitimler yapabildiler.

SURİYE ORDUSUNDA

SESSİZ DÖNÜŞÜM

Suriye ordusu Sovyet askeri sisteminin Ortadoğu'daki en uzun ömürlü uzantılarından biridir. BAAS rejimi onlarca yıl boyunca Moskova'nın askeri kültürünü Suriye ordusunun içine işledi. Teşkilat yapısı, komuta sistemi, eğitim anlayışı, stratejik refleksler hepsi Rus modeliydi. Şimdi ise Suriye ordusu NATO standartlarında Türk Silahlık Kuvvetleri teşkilat yapısı esasa alınarak yeniden inşa ediliyor. Bu çok kritik tarihi bir adımdır. Çünkü ordular yalnızca silah değiştirdiğinde değil, esas olarak düşünce yapısı değiştiğinde dönüşürler. EFES 2026'da Suriyeli askerlerin keskin nişancı eğitimlerinden Türk yapımı Karayel savaş botlarının kullanılmasına, topçu koordinasyonundan karma birlik operasyonlarına kadar birçok askeri eğitimin içinde yer alması bu dönüşümü sağlayan önemli dinamiklerdir. EFES 2026'da yalnızca teknik eğitim verilmedi. Aslında yeni bir askeri kültür aktarımı başladı. Türkiye'nin son yıllarda geliştirdiği askeri yapılandırma kapasitesi tam da burada devreye giriyor. Azerbaycan örneği bunun en somut örneğidir. Türkiye yıllar boyunca Azerbaycan ordusunun eğitim altyapısını dönüştürdü. Sonrasında Karabağ savaşı geldi ve sahadaki sonuç bütün dünya tarafından görüldü. Şimdi benzer bir süreç Suriye'de dikkatle işletiliyor. Ve bu tablo hem ayrılıkçı unsurlarla mücadelede hem de başta İsrail olmak üzere çevre güvenliğinin sağlanmasında hızla Suriye'nin lehine dönmeye başlamış durumda.

LİBYA'DA TARİHİ FOTOĞRAF

Ancak EFES 2026'nın belki de en çarpıcı yönü Libya'dan gelen görüntülerdi. Trablus merkezli güçlerle Halife Hafter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu unsurları tek Libya bayrağı altında aynı tatbikatta yer aldı. Bu iki yapı yıllarca birbirleriyle savaştılar. Aynı şehirleri bombaladılar. Aynı sokaklarda birbirleriyle çatıştılar. Binlerce insan hayatını kaybetti. Şimdi ise EFES 2026 tatbikatında aynı bot operasyonlarında görev yapıyorlar. Aynı özel kuvvet eğitimlerine katılıyorlar. Aynı koordinasyon merkezlerinde çalışıyorlar. Bu sıradan bir askeri yakınlaşma değil, aynı zamanda birleşme ve bütünleşmedir. Bu durumun nasıl mümkün olduğu sorusu ise çok önemlidir. Çünkü Libya'ya uluslar arası sistem üzerinden yıllarca milyarlarca dolar aktarıldı. Uluslararası konferanslar düzenlendi. Diplomatik faaliyetler yapıldı. Ama bunların hiçbiri iki tarafı gerçek anlamda aynı zeminde buluşturamadı. Bunu mümkün kılan şey Türkiye'nin sahada oluşturduğu insani gayretleri ve askeri faaliyetleri oldu. Türkiye Libya'da her zaman dengeli bir rol oynadı. Trablus'u korudu. Hafter'in ilerleyişini durdurdu. Ve her iki taraf arasında denge sağlayarak bir masa etrafında buluşmalarını temin etti. Bugün Hafter ve Milli Mutabakat hükümetine bağlı güçlerin tek bayrak altında, aynı tatbikatta yer alabiliyor olmalarının temelinde kahraman Türk Ordusuna duyulan bu askeri saygı yatıyor.