Savunmada dünya devi olmak

Türkiye, savunma sanayiinde yeni bir dönemin kapısını açıyor. 21 Ekim'de Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan arasında imzalanan Bedir Mutabakatı'nı sıradan bir işbirliği belgesi olarak okumak yanlış olur. Bu imzanın arkasında, Türkiye'yi savunma sanayiinde dünya devi yapmayı hedefleyen stratejik bir vizyon bulunuyor.

Savunma Sanayii Başkanımız Prof. Dr. Sayın Haluk Görgün'ün de bulunduğu ortamda Millî Savunma Bakanımız Sayın Yaşar Güler'in Doha'da attığı tarihi imza; ortak üretimden ürün tedarikine, teknoloji geliştirmeden geleceğin projelerine kadar geniş bir alanı kapsıyor. Asıl mesele, bu gelişmenin arkasındaki iradeyi ve Türkiye'nin ulaşmak istediği hedefi görebilmek.

Ambargoların açtığı yol

Bugünkü gelişmeleri anlamak için geçmişte ve halen kısmen açık ya da örtük olarak Türkiye'ye uygulanan ambargoları hatırlamak gerekiyor. Avrupa ve Amerika'nın kısıtlamaları, Türkiye'yi kendi imkanlarını geliştirmeye ve yeni ortaklıklar kurmaya yöneltti. Önümüze çıkarılan engeller, zamanla savunma sanayiindeki dönüşümün itici gücü haline geldi. Türkiye ayrıca ambargolara karşı çözüm alternatiflerini çoğaltıyor, yeni paydaşlarıyla işbirliği alanlarını genişletiyor.

Ekim ayında yaşanan gelişmeler bu bakımdan dikkat çekici. Fransa ile 3 Ekim'de imzalanan savunma işbirliği yol haritası, Kanada'dan gelen yeni işbirliği mesajları ve İngiltere'nin Eurofighterların tedarikiyle erken teslimatı konusunda sergilediği uyum, değişen yaklaşımın önemli işaretleri. Dün Türkiye'ye kısıtlama getirenlerin bugün Türkiye ile çalışma fırsatlarını konuşması, savunma sanayiinde geldiğimiz noktanın önemini gösteriyor.

Sermayeyle teknoloji buluşuyor

Peki, Bedir Mutabakatı'yla neler başarılabilir

Türkiye önemli bir teknoloji ve üretim birikimi oluşturdu. Fakat dünya ölçeğinde bir savunma sanayii gücü olmak, yalnızca öz kaynaklarla yürütülebilecek bir süreç değil. Sermayeyi, üretim kapasitesini, insan kaynağını ve pazar imkanlarını bir araya getirmek gerekiyor.

Katar'ın sermayesi, Pakistan ve Endonezya'nın jeopolitik imkanları, Türkiye'nin geliştirdiği teknolojilerle buluştuğunda kazan-kazan esasına dayalı olarak ortaya çok daha büyük bir kapasite çıkabilir. Böylece Türkiye ekseninde, ortakların birbirini tamamladığı devasa bir savunma ekosistemi oluşabilir. Mekke Anlaşması kapsamında Meclis'e gönderilen metinde de ortak savunma sanayii çalışmalarına vurgu yapılması da tesadüf değil. Türkiye, güvenlik mimarisiyle üretim ve teknoloji kapasitesini birlikte geliştiriyor.

Ufkun ötesini düşünmek

Bedir mutabakatı kapsamında gelecekte hangi projeleri görebiliriz Elbette uçaklar, motorlar, balistik füzeler, İHA ve SİHA'lar, uzay teknolojileri bu ortaklığın çalışma alanları arasında düşünülebilir. Ancak önemli olan, geleceğin ihtiyaçlarını birlikte karşılayabilecek üretim sistemini kurmak. Avrupa'nın Eurofighter, Tornado savaş uçakları örneğinde olduğu gibi, ortakların katkısıyla yeni savunma sistemleri ortaya çıkabilir.