Sandık freni, savaş gazı

Amerika'daki ara seçimlerin ardından Kongre'de değişen dengeler, Trump'ın İran'a yeniden saldırmasını engeller mi Bu soruya yalnızca Washington'daki sandalye dağılımından hareketle cevap verilemeyeceğini düşünüyorum. Çünkü İran meselesi, Amerikan başkanlarının kişisel tercihlerinin ötesine geçen stratejik bir hesaplaşmaya dönüşmüş durumda. Trump'ın siyasi hareket alanının daralması, ABD'nin bölgeye ilişkin hedeflerinin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Çünkü Washington, İran üzerinden aynı zamanda Rusya ve Çin'le yürüttüğü küresel güç mücadelesinin şartlarını şekillendirmeye çalışıyor. İran'ın kaynakları, coğrafyası ve Asya ile bağlantıları bu mücadelenin merkezinde bulunuyor.

KONGRE FRENİ NE KADAR TUTAR

Demokratların güçlenmesi bütçe, atamalar ve denetim mekanizmaları üzerinden Beyaz Saray'a yönelik baskıları artıracaktır. Ancak buradan, ABD başkanının askerî güç kullanma yetkisinin tamamen ortadan kalkacağı anlamı çıkmaz. Üstelik Demokratların Trump'a muhalefetini, İran konusu dahil bütün Amerikan stratejik amaçlarına karşı çıkacakları şeklinde de okumamak lazım. İran konusunda İsrail'in de etkisiyle bir uzlaşı sağlanabilir.

Yeni Kongre önümüzdeki ocak ayında göreve başlayıncaya kadar geçecek süre, Washington ve Tel Aviv açısından bir fırsat penceresi olarak da değerlendirilebilir. Fakat İran gibi geniş bir coğrafyada, dağınık ve yer altında örgütlenmiş bir savunma yapısını birkaç haftada etkisizleştirmek kolay değildir. Takvim sıkıştığı için savaş hızlanmaz.

NÜKLEER TEHDİT, KESİN ZAFER GETİRMEZ

Taktik nükleer silah tartışmalarına da bu çerçeveden bakmak gerekir. Nükleer silahın kullanılma ihtimali oldukça düşüktür. Çünkü belirli bir hedefe çok ağır zarar vermekle İran'ın savaşı sürdürme kapasitesini tamamen ortadan kaldırmak birbirinden farklıdır. Askerî açıdan asıl belirleyici olan savaşı sürdürebilme kabiliyetidir.

İran'ın yer altındaki füze depoları, üretim tesisleri, mobil birlikleri ve dağıtılmış komuta unsurları bu durumu önemli kılıyor. Birkaç tesisin vurulması, bütün sistemin duracağı anlamına gelmez. Mozaik sistemindeki otonom unsurlar varlığını koruduğu müddetçe karşılık verme kapasitesi de devam eder. Dolayısıyla taktik nükleer silah kullanımı bile Washington'a kısa sürede kesin zafer sağlayacak bir araç olarak görülemez.

Buna karşılık nükleer eşiğin aşılması, savaşın sınırlarını ve uluslararası güvenlik dengelerini sarsar. Bölgesel serpinti riski, başka nükleer güçlerin tutumu ve İran'ın nükleer silah edinme arayışının güçlenmesi gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.

YENİ PLAN İÇERİDEN SARSMAK

ABD'nin yoğun fakat mahdut hedefli saldırılarla uzun süreli bir yıpratma stratejisine yönelme ihtimalinin daha yüksek olduğu görülüyor. Yer altındaki tesisleri doğrudan yok etmek yerine, GBU 43/B gibi nükleer altı bombalarla onları besleyen yer üstü bağlantıları kesmek, yüzeydeki tesisleri yok ederek lojistik akışı bozmak ve savaşma kapasitesini zaman içinde aşındırmak hedeflenebilir.