28 Şubat'ta başlayan İran savaşı, tarafların birbirlerine yönelik yoğun saldırılarıyla devam ediyor. İsrail ve ABD'nin başlangıçta kurguladığı lider odaklı saldırılarla İran'ın dini lideri Hamaney ve ekibinin hedef alınması, İsrail ve ABD'nin siyasal amaçlarını gerçekleştirmeye yetmedi. Bunun üzerine ABD ve İsrail savaşın dördüncü gününden itibaren yüksek yoğunluklu konvansiyonel saldırılara başladılar. Bu stratejinin temel amacı, İran Devrim Muhafızları başta olmak üzere İran'ın silahlı güçlerini ciddi biçimde zayıflatmak, füze atma kapasitesini ortadan kaldırmak ve rejimi çökertecek bir ortam oluşturmaktı. Ancak sahadaki gelişmeler bu planın da beklenen sonucu vermediğini gösteriyor. İran, yoğun saldırılara rağmen askeri kapasitesini koruyarak direnmeye devam ediyor. İran'ın füze kapasitesi ve dikkat çeken teknik unsurlarSon günlerde savaşın tansiyonu başlangıca göre biraz düşmüş görünse de karşılıklı saldırılar hala oldukça şiddetli. Burada dikkat çeken nokta İran'ın hipersonik olmayan taktik balistik füzelerinin bin kilometrenin üzerindeki hedeflere ulaşabilmesi ve bölgedeki hava savunma sistemlerini büyük ölçüde aşabilmesi. Bu durum önemli bir teknik soru işaretini de beraberinde getiriyor. Çünkü bu tür uzun menzilli balistik füzelerin hedeflerini yüksek doğrulukla vurabilmesi için GNSS (Global Navigation Satelite System) Küresel Konumlama Uydu Sistemleri'ne ihtiyaç duyulur. Dünyada bu sisteme sadece dört ülke sahiptir: ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği. İran'ın bu kapasiteye sahip olmadığı biliniyor. Buna rağmen füzelerin uzun menzildeki İsrail'e, Ürdün'e ve Suudi Arabistan'daki ABD hedeflerine ulaşabilmesi, İran'ın dışarıdan teknolojik destek almış olabileceğini düşündürüyor. Elektronik harp boyutuBir diğer dikkat çekici unsur ise hava savunma radar ve füze sistemlerinin aşılmasıdır. Normal şartlarda bir füzenin doğru rotada ilerlemesi onun mutlaka hedefe ulaşacağı anlamına gelmez. ABD ve İsrail'in bölgedeki radar sistemleri, hava savunma bataryaları, hava savunma muhripleri ve önleme uçakları bu füzeleri havada imha edebilir. Ancak İran füzelerinin önemli bir kısmının bu savunma sistemlerini aşabilmesi, elektronik harp kabiliyetinin devreye girmiş olabileceğini düşündürüyor. Eğer ABD ve İsrail'in radar sistemleri elektronik harp yoluyla baskılanırsa kara, deniz ve havadaki hava savunma sistemlerinin etkinliği ciddi biçimde azalır. Bu tablo, İran'ın önemli ölçüde elektronik harp yeteneği elde ettiğini de ortaya koyuyor. Küresel konumlama desteği ve elektronik harp kapasitesi birlikte değerlendirildiğinde doğal olarak iki ülke akla geliyor: Rusya ve Çin. Dolayısıyla sahada fiziksel olarak bulunmasalar bile İran'a teknolojik destek açısından bu iki ülkenin savaşın içinde olduğunu söylemek mümkündür.
İran'daki harbin değişen yüzü
06-03-2026
10
Durand hattı yeniden alevlendi
01-03-2026
26
Çeliğin altındaki güç
27-02-2026
29
Enerji denkleminde savunma eko-politiği
22-02-2026
35
Türkiye'nin Şubat mesajları
20-02-2026
40
GAZZE'DE SON PERDE
12-05-2024
378
Tarihi perspektifte Türkiye ve İran'a biçilen roller
21-04-2024
338
TUSAŞ'ta sessiz devrim
13-10-2024
319
Irak'ın kuzeyinde kirli oyun
14-01-2024
318
Avrupa Azerbaycan'dan intikam almak istiyor
28-01-2024
308
