Suriye sahasında yaşanan son gelişmeler, sadece bir askeri hareketlilik değil; bölgesel dengeleri kökten etkileyen tarihi bir kırılma anı olarak kayda geçiyor. Şam yönetimi ile PKK/YPG'nin Suriye uzantısı SDG arasında 10 Mart Mutabakatı kapsamında verilen sürenin dolmasının ardından başlatılan operasyonlar, sahadaki fiili durumu tamamen değiştirmiş durumda. Suriye ordusunun, Fırat'ın batısından SDG unsurlarını çıkarması ve nehrin doğusundaki aşiretlerin de sürece aktif biçimde katılmasıyla operasyonlar genişledi. Bugün gelinen noktada, örgütün işgalinde bulunan toprakların büyük bölümü yeniden Suriye yönetiminin kontrolüne geçmiş bulunuyor.
TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNDE DEĞİŞEN PARADİGMA
Bu sürecin arka planında, Türkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan paradigma değişimi bulunuyor. Donald Trump döneminde bu ilişkilerde ciddi bir dönüşüm yaşandığı görülüyor. ABD, Ortadoğu'da Türkiye'yi dışlayan bir denklemin sürdürülebilir olmadığını artık kabul etmiş durumda. 25 Eylül 2025'te Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasında yapılan görüşmede, bu gerçek ABD tarafına net şekilde anlatıldı. Washington, Türkiyesiz bir Ortadoğu politikasının kendisine ağır stratejik kayıplar getireceğini fark etti. Bunun sonucunda, yıllardır bölgede kullanılan terörist aparatlardan desteğini çekti. Bu boşluğu elbette Türkiye dolduracak. Ortadoğu'daki terör denkleminden ABD'nin çıkarılması aynı zamanda Türk dış politikasının da tarihi bir zaferidir.
SAHADAKİ YENİ SİYASAL ZEMİN
Sahadaki askeri gelişmeler kadar, hatta belki onlardan daha önemli olan, arkada oluşan siyasal zemindir. Bu zeminin mimarı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ortaya koyduğu stratejik akıl öne çıkıyor. Sadece ABD değil, İsrail'in de Suriye'deki operasyonlara doğrudan müdahale etmemesi, Türkiye'nin bölgedeki caydırıcı etkisinin bir yansıması olarak okunuyor. Yıllardır Türkiye'ye, Suriye'ye ve Irak'a ahkam kesen PKK'nın aslında içi boş bir balon olduğu, çok kısa sürede nasıl etkisiz hale getirilebildiği sahada net biçimde görüldü.
PKK VARLIĞI FİİLEN ORTADAN KALKTI
Türkiye'nin Suriye hükümetine sağladığı taktik, teknik, istihbarat ve lojistik destek, sahadaki ilerlemede belirleyici rol oynadı. Bugün itibarıyla Suriye'de PKK varlığının fiilen ortadan kalktığını söylemek mümkün. Haseke gibi bölgelerdeki tutunma çabaları ise geçici ve taktik hamleler olarak değerlendiriliyor. Bu noktadan sonra SDG'nin federasyon gibi taleplerle Şam yönetimine baskı kurma şansı da kalmamıştır. PKK, emperyalist güçler tarafından kullanılan bir aparat olarak tarihin çöplüğüne doğru ilerlemektedir.

15