Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 3 Şubat'ta Suudi Arabistan'a, 4 Şubat'ta ise Mısır'a gerçekleştirdiği ziyaretler, yalnızca diplomatik temaslar olarak değil, Ortadoğu'da şekillenmekte olan yeni jeopolitik denklemin işaret fişekleri olarak okunmalıdır. Ziyaretlerin hemen ardından savunma sanayii alanında gelen haberler, bölgesel güç mimarisinin Türkiye merkezli olarak yeniden tanımlandığını göstermektedir.
SUUDİ ARABİSTAN'IN KAAN HAMLESİ
Ziyaret sonrası Suudi Arabistan'ın Türkiye'nin 5. nesil milli muharip uçağı KAAN'a yönelik ilgisi dikkat çekti. Riyad yönetimi halen100 adet KAAN tedariki ve bu kapsamda ortak üretim tesislerinin kurulması seçeneğini değerlendirmektedir. KAAN projesinde 2028 Haziran ayında 20 uçağın Türk Hava Kuvvetleri'ne teslim edilmesi, ayrıca 12 adet HÜRJET hafif taarruz uçağının envantere girmesi planlanmaktadır. Bu takvim, Türkiye'nin hava gücünde yeni bir aşamaya geçeceğini göstermektedir. 2030 sonrasında milli motor TF-35000'in devreye girmesiyle birlikte projenin tam bağımsız bir yapıya kavuşması hedeflenmektedir. Bu gelişmeler, 2028'den itibaren bölge hava üstünlüğünün Türkiye'ye geçmesi anlamı da taşıyor. Bölgedeki hava gücü dengelerinde uzun vadeli değişim olma ihtimali önümüzdeki dönemde Ortadoğu'da Türkiye merkezli yeni bir denklemin oluşacağını da göstermesi bakımından son derece önemli.
GÖKBEY VE ALTAY TANKI
Suudi Arabistan'ın ilgisi yalnızca KAAN ile sınırlı değil. Milli genel maksat helikopteri GÖKBEY için de bir mutabakat zaptı imzalanmış durumda. Bu anlaşma talebe bağlı üretim ve Suudi Arabistan'da ortak imalat yapılması esasına dayanıyor. Bu yaklaşım klasik "satıcı-alıcı" ilişkisinden farklı. Türkiye, teknoloji transferi ve ortak üretim modeliyle uzun vadeli savunma ortaklığı kurmayı hedefliyor. Bu da Riyad'ın Türkiye'yi yalnızca bir tedarikçi değil, stratejik ortak olarak konumlandırdığını gösteriyor. Ayrıca Suudi Arabistan'ın Altay Tankı'nın çöl şartlarına uygun modifikasyonu konusunda da görüşmeler yürüttüğü biliniyor.
ABD'YE GÜVENSİZLİK VE ALTERNATİF ARAYIŞI
Ortadoğu'da son yıllarda yaşanan krizler ve özellikle Gazze merkezli çatışmalar, Katar'ın İsrail tarafından vurulması, bölge ülkelerinde ABD'nin güvenlik şemsiyesine yönelik sorgulamaları artırdı. Washington'ın İsrail üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığı yönündeki algı, Körfez ülkelerini savunma alanında alternatif arayışlara yöneltti. Suudi Arabistan'ın Türkiye ile savunma sanayii işbirliğini ABD'nin olası baskılarına rağmen ilerletmesi, bu arayışın somut göstergesi olarak yorumlanabilir. Türkiye'nin insansız sistemlerden zırhlı araçlara, helikopterden savaş uçağına uzanan geniş ürün yelpazesi ve operasyonel sahadaki performansı, tercih sebepleri arasında gösterilmektedir.

17