NATO zirvesi değil Türkiye zirvesi

Yaklaşan NATO zirvesi, klasik anlamda bir ittifak toplantısından çok daha fazlasını ifade ediyor. Görünen o ki bu zirvenin merkezinde NATO değil, Türkiye bulunuyor. Son dönemde yapılan açıklamalar, verilen mesajlar ve diplomatik temaslar bir araya getirildiğinde ortaya çıkan tablo, uluslararası güvenlik mimarisinde Türkiye'nin ağırlığının giderek arttığını gösteriyor. Bu süreçte dikkat çeken en önemli gelişmelerden biri ise ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye F-110 motorlarının verilmesine yönelik açıklamaları ve bu konuda Kongre sürecinin başlatılması oldu. Bu adım yalnızca bir motor satışından ibaret değil; iki ülke arasında yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.

NATO 3.0'ın adresi neden Türkiye

Dünyada güvenlik anlayışı köklü biçimde değişiyor. Siber uzay, yapay zeka destekli sistemler, uzay güvenliği ve yeni nesil harp teknolojileri, klasik tehdit algısının önüne geçmiş durumda. İşte bu dönüşüm, "NATO 3.0" olarak ifade edilen yeni yapılanmanın temelini oluşturuyor. Bu yeni güvenlik konseptinin şekillendiği merkez olarak ise Ankara öne çıkıyor. Çünkü Türkiye bu dönüşüm için gerekli alt yapıya sahip bu bölgede bulunan tek ülke. Yıllardır dile getirilen "Türkiyesiz NATO olmaz" yaklaşımının artık teorik bir değerlendirme olmaktan çıkıp pratikte karşılık bulduğu bir döneme giriliyor.

ABD neden politika değiştiriyor

Devletler arasındaki ilişkiler dostluk ya da duygularla değil, milli güç dengeleriyle şekillenir. Bir ülkenin milli güç kapasitesi yükseldikçe diğer ülkelerin ona yönelik politika ve yaklaşımı da değişmek zorunda kalır. ABD'nin bugün Türkiye'ye yönelik yaklaşımındaki değişimin temelinde de bu gerçek yatıyor. ABD'nin hegomonik güç kaybı, İran savaşındaki çaresizliği, Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler, bölgedeki güç dengelerinin değişmesi ve oluşan yeni jeopolitik boşluklar, Washington'ı bölgenin en güçlü aktörlerinden biri olan Türkiye ile yeni bir işbirliği modeline yöneltiyor. Dolayısıyla Türkiye'ye yönelik atılan adımlar bir lütuf değil; Türkiye lehine değişen uluslararası güç dengelerinin doğal sonucu olarak değerlendiriliyor.

F-110 motorları: Geçiş

döneminin kritik halkası

Kamuoyunda "KAAN motoru" olarak ifade edilen konu aslında teknik olarak farklı bir anlam taşıyor. Milli Muharip Uçak KAAN'ın nihai hedefi, TEI tarafından üretilecek yerli TF-35000 motoruyla uçmasıdır. Ancak bu motor hizmete girinceye kadar geçiş döneminde F-16 savaş uçakları için üretilen F-110 motorlarının kullanılması planlanıyor. Bu süreçte KAAN'ın görünmezlik özellikleri ve milli silah sistemleri korunurken, yalnızca motor gücü açısından geçici bir çözüm uygulanmış olacak. Bu nedenle F-110 motorlarının temini, milli motor geliştirme sürecini tamamlayacak stratejik bir ara basamaktır.