Milli eğitimde büyük başarı

Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) 91 ülkenin katılımıyla uyguladığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçları, Türkiye'nin eğitimde yalnızca puanını değil, dünya sıralamasındaki yerini de belirgin biçimde yükselttiğini gösteriyor. OECD tarafından açıklanan PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye; fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarının tamamında 2022'ye kıyasla puanını ve sıralamasını yükseltti. Bana göre bu sonuç, üzerinde ciddiyetle durulması gereken millî bir başarıdır.

ÜÇ ALANDA BİRDEN YÜKSELİŞ

PISA, 15 yaş grubundaki öğrencilerin yalnızca ezber bilgisini değil, bilgiyi kullanma, yorumlama ve problem çözme becerilerini ölçüyor. 2025 uygulaması Türkiye'de 56 ildeki 203 okuldan 7 bin 702 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Bu nedenle karşımızdaki tablo, birkaç okulun ya da dar bir öğrenci grubunun sonucu değil; eğitim sisteminin genel yönü hakkında güçlü bir işaret niteliğinde. Türkiye fen bilimlerinde 494 puana ulaşarak 91 ülke arasında 19'uncu, OECD ülkeleri arasında ise 14'üncü sıraya yükseldi. Okuma becerilerinde 472 puanla tüm ülkeler arasında 18'inci, OECD içinde 13'üncü sıraya çıktı. Matematikte 462 puana ulaşarak 91 ülke arasında 28'inci, OECD ülkeleri arasında 23'üncü sırada yer aldı. Böylece Türkiye, 2022'ye göre fen bilimlerinde 15, okuma becerilerinde 18 ve matematikte 11 basamak yükseldi.

DÜNYA GERİLERKEN TÜRKİYE İLERLEDİ

Bu sonuçları değerli kılan asıl nokta, küresel eğilimin tersine çevrilmiş olmasıdır. OECD ülkelerinin uzun vadeli ortalamaları üç temel alanda gerilerken Türkiye'nin puanları yükseldi. 2003 ile 2025 karşılaştırıldığında fen bilimlerinde 434'ten 494'e, okuma becerilerinde 441'den 472'ye, matematikte ise 423'ten 462'ye çıkan bir Türkiye görüyoruz. Üstelik Türkiye, son on yılda üç alanın tamamında performansını sürekli artıran tek OECD üyesi ülke oldu. Bu bakımdan Türkiye'nin Fen bilimleri ve okuma becerilerinde ilk kez OECD ortalamasının üzerine çıkması ayrıca önemlidir. Matematikte Türkiye 462 puana ulaşırken OECD ortalaması 463'te kaldı. Yani yıllardır konuştuğumuz fark, matematikte de neredeyse tamamen kapandı. Elbette bir puanlık farkın kapanmasıyla işimiz bitmiş olmayacak; tam tersine, artık kalıcı biçimde OECD ortalamasının üzerine yerleşme hedefini konuşacağız.

BAŞARI YALNIZCA ORTALAMALARDA DEĞİL

PISA 2025 tablosunda beni en fazla umutlandıran göstergelerden biri, üst düzey performans gösteren öğrenci oranındaki artıştır. Fen bilimlerinde bu oran yüzde 4,0'dan yüzde 7,4'e çıkarak yüzde 7,2 olan OECD ortalamasını geçti. Okumada yüzde 1,9'dan yüzde 4,2'ye, matematikte ise yüzde 5,4'ten yüzde 7,9'a yükseldi. Aynı zamanda her üç alanda asgari yeterlilik düzeyine ulaşan öğrenci oranlarının da artması, ilerlemenin yalnızca en başarılı öğrencilerle sınırlı kalmadığını gösteriyor. Fizikî ve sosyal öğrenme ortamlarındaki iyileşmenin ve eğitim personelinin niteliğine ilişkin göstergelerin OECD ortalamasından daha olumlu seyretmesi de bu başarının tesadüf olmadığını gösteriyor. Öğretmene, okula, ölçme ve değerlendirmeye yapılan yatırımlar sonuç üretmeye başlamıştır.