Türkiye'nin millî muharip uçağı KAAN için geliştirilen yerli motorları yalnızca teknik bir başarı olarak değerlendiremeyiz. Bunun da ötesinde, bu projelerle Türkiye hava gücünü kurarken dışarıya bağımlı olmayan, kendi üretimini sürdürebilen ve geleceğin teknolojilerini kendi imkanlarıyla geliştiren bir güce kavuşma yolunda ilerlemesidir.
Bugün dikkat çekici olan, Türkiye'de yüksek itkili motor geliştirme çalışmalarının farklı kurumsal kanallarda aynı anda ilerlemesidir. Ancak bu imkanın gerçek bir güvenceye dönüşmesi, güçlü koordinasyon ve mühendislik planlaması gerektiriyor.
İki koldan gelişen yetenek
Bir tarafta KAAN için TEI tarafından geliştirilen 35 bin libre itki gücündeki TF35000 programı bulunuyor. Diğer tarafta Millî Savunma Bakanlığı Ar-Ge Merkezi tarafından üretilen 42 bin libre itki sınıfındaki GÜÇHAN motoru var.
TF35000 programında ayrıca önemli bir kurumsal düzenleme yapıldı. TEI'nin ağustosta açıkladığı yapılanmayla, SSB'ye ait fikrî ve sınai haklarla yürütülen motor ve malzeme geliştirme faaliyetlerinin TEI TEKNOLOJİ çatısında birleştirilmesi öngörüldü. Amaç, mühendislik birikimini koruyarak geliştirme süreçlerini hızlandırmak.
Birden fazla geliştirme hattı, uygun biçimde yönetildiğinde teknik riskleri azaltabilir. Bir programda karşılaşılan darboğaz, diğerinde kazanılan bilgiyle aşılabilir. Fakat bunun kendiliğinden gerçekleşeceğini düşünemeyiz.
Yedekleme için entegrasyon şart
Muharip uçak motoru yapmak, yüksek sıcaklıklara dayanabilen malzemelerden hassas üretime kadar uzanan karmaşık ve yüksek teknolojili bir mühendislik işidir. Üçüncü nesil tek kristalli türbin kanatları, soğutma çözümleri, yanma kararlılığı, kontrol, aerodinamik ve navigasyon sistemleri birbirine bağlıdır.
TF35000 ile GÜÇHAN motorları arasında kütle, ağırlık ve güç, yani itki oranı bakımından farklılıklar bulunuyor. Dolayısıyla birbirlerinin yerine kullanılabilmeleri ve KAAN'a entegrasyonları için stratejik planlama ve kurumlar arasında koordinasyon gerekiyor.
Motorların boyutları, bağlantı noktaları, hava ve yakıt ihtiyaçları ile uçağın ağırlık merkezi birlikte değerlendirildiğinde motor ikameleri, kontrol yazılımlarını ve uçuş davranışını da etkileyebilir.
Bu nedenle farklı programların birbirini destekleyebileceği alanların şimdiden belirlenmesi milli muharip uçak projesinin geleceği bakımından son derece önemlidir. Ortak test altyapısı, uyumlu arayüzler ve açık sorumluluk dağılımı bu yaklaşımın temelini oluşturmalıdır.
Hızır'la genişleyen motor vizyonu
MSB Ar-Ge'nin yeni ürettiği HIZIR adlı Wankel teknolojisine dayalı İHA motoru da bu çerçevede dikkat çekiyor. İnsansız hava araçlarında değerlendirilebilecek bu motor yaklaşımı, Türkiye'nin farklı güç sistemlerinde yetkinlik kazanması bakımından önem taşıyor.

13