İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan savaşın yedinci günündeyiz. İlk günlerde sınırlı ve hedef odaklı yürütülen operasyonların, çok kısa süre içinde daha yüksek yoğunluklu bir konvansiyonel savaşa doğru evrildiğini görüyoruz. Bu dönüşüm yalnızca askeri strateji açısından değil, bölgesel güvenlik ve gelecekte ortaya çıkabilecek siyasi sonuçlar açısından da dikkatle analiz edilmesi gereken bir süreci işaret ediyor.
LİDER KADROYA YÖNELİK STRATEJİ
Savaşın ilk aşamasında saldırıların ağırlıklı olarak İran rejiminin lider kadrosuna yönelik olduğu görülüyor. Bu stratejinin temel amacı, lider kadroyu ortadan kaldırarak kısa sürede rejimin çökmesini sağlamak ve İran üzerinde kontrol kurulabilecek bir siyasi boşluk oluşturmaktı. Bu çerçevede hava saldırıları ve suikastlarla önemli isimlerin hedef alındığı anlaşılıyor. Ancak lider kadrodan bazı isimlerin etkisiz hale getirilmesine rağmen beklenen siyasi sonuçların ortaya çıkmadığı görülüyor. Rejimin hızlı şekilde çökeceği varsayımı sahada karşılık bulmadı. Bu nedenle savaşın ilk iki gününde görece düşük yoğunlukta yürütülen operasyonlar, üçüncü ve dördüncü günlerden itibaren daha geniş kapsamlı ve daha yoğun askeri saldırılara dönüştü.
DEVRİM MUHAFIZLARI VE GÜVENLİK YAPISININ HEDEF ALINMASI
Saldırıların ikinci aşamasında esas olarak İran rejimini ayakta tutan güvenlik mimarisinin vurulduğu görülüyor. Özellikle Devrim Muhafızları, Besiç güçleri, istihbarat birimleri ve polis karakolları yoğun saldırılara maruz kalıyor. Bu kapsamda Devrim Muhafızları'nın askeri alt yapısını oluşturan radar sistemleri, hava savunma bataryaları, komuta kontrol merkezleri ve mühimmat depoları hedef alınıyor. Bu saldırıların amacı yalnızca askeri kapasiteyi zayıflatmak değil, aynı zamanda rejimin iç güvenlik mekanizmasını işlevsiz hale getirmek olarak da değerlendirilebilir. Çünkü rejim ayakta kalmasını büyük ölçüde bu yapıların halkı kontrol gücüne borçlu. Güvenlik mekanizmasının zayıflaması ise ülkede otorite boşluğu doğurabilecek bir süreci başlatacağı gibi muhtemel kara operasyonları ve ayaklanmalar için de zemin hazırlar.
KARA OPERASYONU SENARYOSU
Bugüne kadar savaşın eksik görünen yönü kara unsurlarıydı. Ancak son gelişmeler bu alanda da hazırlık yapıldığına işaret ediyor. Irak'ın kuzeyinde bazı grupların bir araya getirilmesi ve İran'ın batısından doğuya doğru bir hareket planlanması ihtimali konuşuluyor. Böyle bir senaryoda Irak'ın kuzeyindeki Barzani ve Talabani dahil başında Kürt olan çeşitli silahlı grupların sahaya sürülmesi ve ABD hava desteğiyle İran içlerinde ilerlemesi planlanmakta. Bunun gerçekleşebilmesi için ise öncelikle kara saldırıları esnasında bunlara müdahale edebilecek başta Devrim Muhafızları olmak üzere İran'ın güvenlik yapısının ciddi ölçüde zayıflatılması gerekiyor. Devrim Muhafızları ve Besiç güçlerinin etkisiz hale getirilmesiyle ABD kontrolündeki ayrılıkçı unsurların İran'a yönelik kara saldırılarının önü açılabilir.

2