İran'da ateşkes uzak, gerilim derin

ABD-İran ateşkes görüşmeleri çökerken, İsrail Lübnan'da operasyonlarını yoğunlaştırıyor ve İran Hürmüz Boğazı'nı kapıyor—peki Washington gerçekten barış istiyor mu, yoksa bölgeyi askeri üstünlük için hazırlıyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazarın iddiası: Ortadoğu'daki İran krizi çözümden uzaklaşıp daha da karmaşıklaşıyor. Bu tezi desteklemek için ateşkes görüşmelerinin başarısızlığını, İsrail'in Lübnan saldırılarını, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasını ve nükleer anlaşmazlığı kanıt olarak sunuyor. Yazının kalbindeki kilit argüman: ABD'nin yeterli baskıyı kullanmamması ve Pentagon'un Körfez'de askeri varlığını güçlendirme niyeti, barışı isteme konusundaki samimiyeti sorguluyor—veya ABD aslında bu krizi uzatıp bölgede egemenlik kurmayı mı hedefliyor?

Küresel sistemin son kırılma noktalarından biri haline gelen İran savaşı, bugünlerde son derece kritik bir evreye girmiş durumda. Mevcut tabloya bakıldığında savaşın sona ermesinden çok, daha da karmaşık bir hale evrilmesi ihtimali ağır basıyor. Ateşkes ümidi ise her geçen gün zayıflıyor. Süreç son derece hassas ve kırılgan dinamikler üzerine ilerliyor. Bu şartlar altında geçici bir ateşkes sağlansa bile bunun kalıcı bir barışa dönüşmesi oldukça güç görünüyor.

SAHADA DURGUNLUK, CEPHEDE GERİLİM

Son birkaç gündür ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırıları ile İran'ın ABD ve İsrail'e yönelik füze saldırılarında bir duraksama yaşanmış olsa da sahada farklı gelişmeler dikkat çekiyor. Özellikle iki gün önce Birleşik Arap Emirlikleri ile İran arasında yaşanan karşılıklı saldırılar, ateşkes sonrası süreci baltalayabilecek olumsuz gelişmelerden biri. Bunun yanında İsrail'in Lübnan'a yönelik acımasız ve yoğun saldırıları, süreci daha da hassas hale getiriyor. İsrail kara unsurlarının Golan Tepeleri istikametinden ve Lübnan kıyı şeridinden kuzeye doğru yaklaşık 15 kilometre ilerlediği, orta bölgelerde ise 6-7 kilometre derinliğe ulaştığı görülüyor. Bu durum, İsrail'in hedefinin yalnızca Hizbullah olmadığını, bütün Lübnan'ı amaçladığını ortaya koyuyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI VE YENİ KRİZ ALANLARI

Gerilimi artıran bir diğer kritik adım ise İran'ın Hürmüz Boğazı'nı tek taraflı olarak kapatması oldu. Bunun yanı sıra İran derinliklerinde ABD ve İsrail'e ait olduğu değerlendirilen dronların görülmesi ve İran hava savunma sistemlerinin bunları hedef alması, bölgedeki tansiyonu yükselten gelişmeler arasında yer alıyor. Zira ateşkes ilanından hemen sonra İran hava sahasında bu dronların, vurulan yerlerde hedef analizleri yaptıkları ve İran devlet kademesindeki önemli isimlerin yerlerinin tespit edilmesi için nokta keşifleri amacıyla görevlendirildikleri değerlendiriliyor. Ayrıca uluslararası hukuk açısından kanallar ve boğazlar ayrı statülere tabidirler. Kanallar o kanalı açan ülkenin egemenliğindeyken boğazlar tabi olan taraf ülkelerin ortak egemenliğinde sayılırlar. Bu kapsamda "Hürmüz" boğaz statüsündedir ve İran'ın tek taraflı kontrol yaklaşımı, özellikle Körfez ülkeleri tarafından kabul görmüyor. Bu durum, yalnızca askeri değil aynı zamanda jeopolitik bir kriz alanı da yaratıyor.

ABD-İRAN HATTI VE İSRAİL FAKTÖRÜ

ABD ile İran arasında yürütülmeye çalışılan ateşkes görüşmeleri ise henüz somut bir sonuç üretmiş değil. Tarafların şartlarda tam olarak mutabakata varamaması süreci daha da zorlaştırıyor. İlave olarak Lübnan'a yönelik saldırılarına devam eden İsrail, adeta ABD ile İran arasındaki olası ateşkes ve barış sürecini sabote eden şer odağı olarak ortaya çıkıyor. İran ise savaşın tüm cephelerde durmasını talep ediyor ve Lübnan'daki Hizbullah'ı koruma refleksiyle hareket ediyor. İsrail ve ABD'nin ise Lübnan'ı anlaşma kapsamı dışında tutması, taraflar arasındaki mesafeyi daha da açıyor.