İran-Suriye denkleminde Türkiye

ABD'nin İran'a yönelik olası askeri müdahalesi tartışılırken diplomasi trafiği de aynı hızla artmış durumda. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı'nın Ankara ziyareti ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la yapacağı görüşme, bu sürecin belki de en kritik halkalarından biri. Zira Tahran, Rusya ve Çin gibi "klasik" ortakları mevcutken, son anda Türkiye'ye yönelmiş durumda. Bu tercih, İran açısından geç kalınmış ama son derece dikkat çekici bir hamleye işaret ediyor.

İRAN NEDEN ŞİMDİ TÜRKİYE'YE YÖNELDİ

İran, uzun yıllar boyunca bölgesel denklemde Türkiye'yi dengelemesi gereken bir aktör olarak gördü. PKK başta olmak üzere güvenlik dosyalarında işbirliği yerine, mezhepsel ve yayılmacı reflekslerle hareket etmeyi tercih etti. Bugün gelinen noktada ise ABD baskısının askeri bir safhaya evrilme ihtimali, Tahran'ı "üçüncü yol" arayışına itti. Uluslararası ilişkiler literatüründe sıkça kullanılan bu kavram, iki uç arasında sıkışan aktörlerin alternatif ve dengeleyici bir güce yönelmelerini anlatır. İran için bu dengeleyici güç artık Türkiye. Bu durum aynı zamanda Ankara'nın bölgesel ağırlığını da gösteriyor. İran, ABD ile doğrudan müzakere edemeyeceğini, Rusya ve Çin'in ise sahada artık kendisini askeri olarak kurtaramayacağını görüyor. Geriye, Washington'la konuşabilen, sahayı bilen ve krizi yönetme kapasitesi olan tek aktör kalıyor o da Türkiye.

IRAK'TAN İRAN'A UZANAN TARİHSEL UYARI

Tahran'daki karar alıcıların aklında Irak örneği var. Saddam Hüseyin'e yönelik yaptırımlar, ambargolar ve nihayetinde askeri müdahale, Irak'ın parçalanmasına giden yolu açmıştı. Bugün İran için de benzer bir senaryonun konuşulması tesadüf değil. ABD'nin taleplerinin karşılanmasının neredeyse imkansız olduğu bir aşamada İran, geçmiş Irak ve Suriye örneklerini de göz önünde bulundurarak süreci durdurabilmek adına Türkiye merkezli diplomatik ataklarını hızlandırmış durumda.

ABD'NİN ETKİ ODAKLI PLANI

Pentagon kaynaklı değerlendirmeler, olası bir ABD operasyonunun geniş çaplı bir işgalden ziyade, dar ve hedef odaklı olacağına işaret ediyor. Balistik füze altyapısı, radar sistemleri, komuta-kontrol ağları ve rejimin sembolik askeri unsurları öncelikli hedefler arasında. Amaç, İran toplumunda topyekûn bir Amerikan karşıtlığı yaratmadan, rejimi Washington'ın taleplerine daha uyumlu hale getirmek. Yani rejimin değiştirilmesi değil dönüştürülmesi daha olası görünüyor. Bu noktada İsrail'in sahada görünür olmaması da önemli. Zira İsrail'in dahil olduğu bir senaryo, İran iç kamuoyunu hızla birleştirebilir ve çatışmayı kontrol edilemez bir noktaya taşıyabilir.

BÖLGESEL YANGIN RİSKİ