İran savaşıyla yeni dünya düzeni

ABD Başkanı D. Trump'ın iki gün önce yaptığı ulusa sesleniş konuşması öncesinde barış ilan edebileceği ile ilgili tahminler yapılmış, böylece dünya kamuoyunda kısa süreli bir beklenti oluşmuştu. Ancak daha o gün, savaşın temel dinamikleri değişmeden böyle bir sürecin mümkün olamayacağını ifade etmiştik. Nitekim gelişmeler de bunu doğruladı. Perşembe günü yapılan açıklamalar, bu savaşın kısa vadede sona ermeyeceğini açık biçimde ortaya koydu. Aslında sahnede İran ve ABD var gibi görünse de İran'ın arkasında Rusya ve Çin yer alırken, ABD tarafında İsrail, küresel sermaye lobileri, silah şirketleri ve başta Pentagon olmak üzere Amerikan iç sistemindeki güç odakları var. Bu kadar çok aktörün dahil olduğu bir savaşta hızlı bir uzlaşma beklemek gerçekçi değil.

YENİ KÜRESEL SİSTEM ARAYIŞI

Bu savaş yalnızca askeri bir mücadele değil aynı zamanda yeni bir küresel sistemin inşa çabasıdır. ABD ve İsrail'in temel hedefi, İran'ı kontrol altına alarak Rusya ve Çin'e karşı stratejik üstünlük elde etmektir. Eğer bu başarı sağlanırsa, Ortadoğu'nun geleceğinde Rusya ve Çin'in etkisi büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Böylece enerji akışının kontrolü tamamen ABD'nin eline geçecek ve aynı zamanda Çin'in üretim kapasitesi üzerinde baskı oluşturabilecektir. İsrail'in ise Ortadoğu'daki etki alanı genişleyecektir. İran savaşı Avrupa üzerinde ise çift yönlü bir kontrol mekanizması gibi işlev görüyor. ABD hem enerji kartını kullanarak hem de NATO'dan çekilme tehdidinde bulunarak Avrupa'yı yeniden konumlandırmak istemektedir. Tersi bir senaryoda ise ABD yalnızca Ortadoğu'dan çekilmekle kalmayacak, Avrupa üzerindeki etkisini de kaybedecektir. Bu da küresel sistemin ağırlık merkezinin Rusya ve Çin'e kaydığı yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.

KARA SALDIRISI SÖYLEMİ: GERÇEK Mİ STRATEJİK ALDATMA MI

En kritik sorulardan biri şu, ABD gerçekten bir kara saldırısı planlıyor mu Mevcut şartlarda bu oldukça zor görünüyor. Çünkü İran'ın füze atma kapasitesi, sahadaki askeri varlığı ve özellikle güney bölgelerdeki savunma hatları etkisiz hale getirilmeden böyle bir harekatın başarı şansı oldukça düşük. Bu noktada kara saldırısı söylemlerinin aslında stratejik aldatma amaçlı olduğu değerlendirilebilir. Amaç; İran'ın merkezi güçlerini bulunduğu yerden koparmak, özellikle Tahran çevresindeki yoğun askeri varlığı güneye kaydırmaya zorlamak. Böylece hem İran ordusunun mevcut savunma düzenini bozmak hem de merkezi yapıyı zayıflatmak hedefleniyor. Bu tür bir taktik daha önce de kullanıldı. Irak savaşında amfibi çıkarma yapılacağı yönünde oluşturulan algı, Irak ordusunu yanlış bir konuşlanmaya zorlamıştı. Sonrasında ise asıl saldırı karadan yapıldı. Bugün benzer bir senaryonun İran için kurgulandığını söylemek mümkün. İran bunu görmeli, merkezi kuvvetlerini korumalı ve stratejik ihtiyatlarını bölmemelidir.