İran saatli bir bomba mı yoksa yeni Venezuela mı

Ortadoğu bir kez daha küresel güç mücadelesinin merkezine oturmuş durumda. Ajanslara düşen "ABD, İran'a 24 saat içinde müdahale edebilir" iddiaları sıradan bir savaş söylentisi değil. İran'da yaşananlar, uzun yıllardır adım adım örülen bir stratejinin son halkasına işaret ediyor. Soruyu açık sormak gerekiyor: ABD İran'ı vuracak mı Evet, vuracak gibi görünüyor. Ama asıl soru şu: Bu bir askeri operasyon mu yoksa rejim mühendisliği mi

BİR OPERASYONDAN FAZLASI

Askerî harekatlar hiçbir zaman yalnızca askeri hedefleri gerçekleştirmek için yapılmaz. Her operasyonun arkasında siyasi, sosyolojik ve psikolojik amaçlar vardır. İran özelinde yaşananlar da bunu doğruluyor. 13 Haziran'da başlayan ve İsrail'in ön planda olduğu saldırılar, çoğu yorumcunun sandığı gibi "anlık güvenlik refleksi" değildi. Bu, uzun süredir devam eden bir yıpratma sürecinin kontrollü bir aşamasıydı. Yıllardır ağır ambargolar altında ezilen, küresel finans sisteminden dışlanan, SWIFT sisteminden çıkarılmış, ekonomik krizlerle boğuşan İran'da artık sadece ekonomi değil, devletin kurumsal dokusu da zayıflamış durumda. Daha da önemlisi, İran devlet yapısının içine sızmış casus ağları artık inkar edilemez boyutta. Üst düzey suikastlar ve içeriden yapılan saldırılar bunun en açık göstergesi.

REJİM İLK KEZ İÇERİDEN SARSILIYOR

İran rejimi bugüne kadar üç temel argümanla ayakta kaldı: "Direnin", "Dış güçler saldırıyor" ve "Sabredin." Ancak bu söylemin bir toplumda 47 yıl boyunca karşılık bulması mümkün değil. Bugün İran'ın neredeyse tüm eyaletlerine yayılan, yüzlerce noktada süren protestolar bize şunu söylüyor: Rejim, ilk kez dış müdahaleyle eş zamanlı olarak içeriden de ciddi biçimde sarsılıyor. Normal şartlarda dış saldırı, halkı rejimin etrafında birleştirir. Ancak İran'da bu olmuyor. Çünkü halk artık yorgun. Ambargolar, yoksulluk, baskı ve geleceksizlik duygusu, dış müdahaleyi bile "umut" olarak görebilecek bir sosyolojik eşiğe gelinmesine neden oldu. Bu, bir devlet için en tehlikeli kırılma noktasıdır.

ABD NE İSTİYOR PETROL MÜ DAHA FAZLASI MI

İran meselesini yalnızca enerji üzerinden okumak yanlış olur. ABD'nin asıl meselesi Çin'dir. Washington, Çin'e karşı küresel rekabette geri çekilmek zorunda kaldığını artık biliyor. Bu nedenle uzak coğrafyalarda "ileri karakollar" oluşturarak savunma hatları kurmaya çalışıyor. Venezuela bunun en çarpıcı örneği. Bugün Venezuela'da rejim değişmedi ama yönetim fiilen ABD'nin güdümünde. Kaynaklar kontrol altında, Çin ve Rusya sistemin dışında. İran için de benzer bir model masada. O yüzden ABD'nin olası operasyonunda birincil hedefleri; rejimin sembolik unsurları, üst düzey rejim yöneticileri ve binaları ile ağırlıklı olarak Devrim Muhafızları olacaktır. Nükleer tesisler ve tali ekonomik enerji tesisleri ikincil hedefler durumunda olan kapsamı sınırlı operasyonlar yapılması muhtemel.