Ortadoğu'da tansiyon her geçen gün biraz daha yükseliyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin Basra Körfezi ve çevresinde İran'a karşı yürüttüğü stratejik yığınaklanma oldukça üst seviyelere ulaşmış durumda. Bu aşamada en merak edilen soru ise ABD, İran'a saldıracak mı saldırmayacak mı Aslında bu sorunun cevabını bugün de aramak eksik olur. Çünkü yaşananların arka planı, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşıyla birlikte şekillenmeye başladı. O tarihten itibaren ABD'nin Körfez ve Ortadoğu'daki askeri varlığı belirgin biçimde arttı ve İran'a yönelik sistematik bir hazırlık sürecine girildi. 12 günlük savaş bir prova mıydı13 Haziran 2025'te İsrail'in İran'a saldırısıyla başlayan ve "12 gün savaşı" olarak anılan süreç, İran'ın ne kadar risk altında olduğunu bir kez daha ortaya koydu ve daha geniş kapsamlı bir operasyonun askeri ve psikolojik provasının yapıldığına dair güçlü işaretler sundu. İran'daki toplumsal hareketler, şiddet içeren protestolar ve yönetimin bu olaylara verdiği sert tepkiler, dış müdahale açısından "uygun zemin" olarak değerlendirildi. Ancak son anda Çin ve Rusya'nın İran'a bazı askeri kabiliyetler kazandırması, olası operasyonun ertelenmesine neden oldu. Asıl hedef İran değil, ÇinBurada kritik bir noktanın altını çizmek gerekiyor: ABD'nin İran'a yönelik olası operasyonunun asıl nedeni İran değil, Çin'dir. Küresel sistemde hegemonik gücünü kaybetmeye başlayan ABD, Çin'in yükselişini yavaşlatmak istiyor. Bunun yolu ise Çin'in ana enerji tedarikçilerinden biri olan İran'la bağını koparmaktan geçiyor. Eğer Çin'in karbon temelli enerji ihtiyacının önemli bölümünü karşıladığı İran devre dışı bırakılabilirse, Pekin'in ekonomik büyümesi üzerinde ciddi bir baskı oluşturulabilir. Aynı zamanda İran'da rejimin dönüştürülmesi ve ABD yanlısı bir yönetimin iş başına gelmesiyle, ülkenin Çin'e karşı bir "ileri karakol" haline getirilmesi hedefleniyor. Bu nedenle ABD'nin insan hakları, nükleer silah riski ya da hümanist söylemleri gerçek motivasyonu yansıtmıyor. Asıl mesele; İran'ın kaynaklarının kontrol edilmesi ve Çin'le olan stratejik bağının koparılmasıdır. İran kolay lokma mıYıllardır ambargolarla, ekonomik krizlerle ve sosyal kaoslarla boğuşan İran'ın dış saldırılara karşı askeri kapasitesinin zayıfladığı açık. İçerideki toplumsal kırılganlıklar da derinleşmiş durumda. Ancak buna rağmen İran, 1 milyon 648 bin kilometrekarelik yüzölçümü, 90 milyona yaklaşan nüfusu ve dağlık coğrafyasıyla kolay lokma değil. Bu nedenle İran'ın tamamen parçalanması ya da uzun süreli bir işgal, ABD'nin enerji kaynaklarını kontrol etmesini ve emperyalist sömürgeci siyasal amaçlarına ulaşmasını da zorlaştırabilir.

16