Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın 7 Ağustos 2026'da imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması, iki ay dolmadan sahadaki tehditlerle yüzleşti. Artık mesele, ortak iradeyi sahada gerçek bir savunma kapasitesine dönüştürebilmek.
İKİ AYDA DÖRT TOPLANTI
Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın imzaladığı anlaşmanın ardından ilk önemli adım İstanbul'da atıldı. 31 Ağustos'taki Mekke Ortak Savunma Anlaşması Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin İlk Toplantısı ile kurumsallaşma başladı. Toplantı sonrası Suudi Arabistan'da bir sekretarya kurulması kararlaştırıldı.
25 Eylül'de, Suudi Arabistan'ın acil koduyla yaptığı çağrıya istinaden Riyad'da Genelkurmay Başkanları Toplantısı gündeme geldi. Ardından 5 Ekim'de Mekke Savunma İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin Olağanüstü Toplantısı gerçekleştirildi. Üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanlarıyla genelkurmay başkanlarının katıldığı toplantıda ortak savunma taahhütlerinin uygulanmasının hızlandırılması kararlaştırıldı. Bu hızın iki sebebi var. Birincisi yapılacak iş çok, ikincisi ise risk, tehlike ve tehdit seviyesinde dikkat çekici artışlar var.
İTTİFAK KÂĞIT ÜZERİNDE KALAMAZ
Ortak savunma, yalnızca liderlerin imzasıyla işlemez. Ortak karargahlar, komuta kontrol ağları, istihbarat paylaşımı ve lojistik düzenekler gerekir. Hangi birlik, hangi tehdide karşı, nerede görev yapacak Takviyeler nasıl taşınacak Mühimmat ve bakım ihtiyacı nasıl karşılanacak
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'daki karargahların yerleri ve görevlerinin belirlenmesi, ortak dil ve jargonun oluşturulması, saha keşiflerinin yapılması, birliklerin niteliği ve görev için teşkilatlanmasına karar verilmesi süreçleri işletilecek. Ortak dil derken yalnızca konuşulan dili kastetmiyorum. Aynı tehdidi aynı şekilde değerlendiren, aynı usullerle çalışan askerî anlayıştan söz ediyorum. Bir radarın gördüğü hedefi diğer ülkenin sistemi tanımıyorsa, müşterek savunmada boşluk oluşur. Haberleşme güvenliği, hedef paylaşımı, angajman kuralları ve dost düşman tanıma düzeni birlikte çalışmalıdır. İttifakın caydırıcılığı, bu hazırlıkların kriz çıkmadan tamamlanmasına bağlıdır.
İLK SINAV SUUDİ ARABİSTAN
Husilerin Suudi havaalanlarına, enerji altyapısına ve diğer kritik hedeflere saldırıları, ittifakı doğrudan sınamaya başladı. Irak'taki İran yanlısı silahlı grupların Husilerle koordineli saldırı yaptıkları iddiaları da tehdidin tek istikametten gelmediğini gösteriyor.
Bu saldırıların sonucu yalnızca askerî değildir. Enerji tesislerinin durması, hava ulaşımının aksaması ve ticaret yollarının güvensizleşmesi ekonomik istikrarı da aşındırır. Ayrıca Husilerin kutsal yerlere saldırdığı iddiaları da İslam dünyasında infiale yol açabilir. Dolayısıyla Suudi Arabistan'ın savunma kapasitesindeki açıkların hızla kapatılması, bunun için bir takım askeri yeteneklerin hızlı bir şekilde Suudi Arabistan'a kazandırılması önem arz etmektedir.

14