ABD'nin Ortadoğu'daki askerî hareketliliği, İran'a yönelik hesapların kapanmadığını gösteriyor. Uçak gemileriyle birlikte amfibi kuvvetlerin de artırılması, içinde İsrail'in de olacağı çok cepheli, uzun süreli ve yüksek yoğunluklu bir savaş ihtimalini gündeme getiriyor.
ÜÇÜNCÜ UÇAK GEMİSİNİN MESAJI
Bush ve Washington uçak gemilerinin ardından Roosevelt uçak gemisinin de beraberindeki taarruz grubuyla Ortadoğu'ya hareket ettiği yönündeki bilgiler, Washington'ın İran üzerindeki baskıyı artırma hazırlığı olarak okunabilir. Ancak meselenin ağırlığı yalnızca üçüncü uçak gemisinde değildir.
Tripoli ve Boxer amfibi görev gruplarına ilave olarak iki deniz piyade grubunun daha gönderildiğine ilişkin bilgiler, hazırlığın kapsamının öncekinden daha büyük olduğunu gösteriyor. Çünkü uçak gemileri hava harekatına güç sağlarken amfibi birlikler, kıyıya çıkarma ve karada belirli alanları kontrol etme seçeneğini temsil eder.
Bütün bunlar ABD'nin İran'a yönelik emperyal hedeflerinden vazgeçmediğini göstermektedir. Venezuela örneğinde gördüğümüz güç siyaseti, başka araçlarla İran karşısında da sürdürülmek isteniyor.
KIRK GÜNLÜK SAVAŞIN DERSİ
28 Şubat'ta başlayan kırk günlük savaşta ABD'nin lider odaklı saldırılarla kısa sürede sonuç almayı hedeflediği değerlendirmesinden hareket edersek, bugünkü hazırlığı daha iyi anlayabiliriz. Sınırlı hedef, sınırlı süre ve buna göre düzenlenmiş lojistik demektir.
Fakat karşı tarafın direnci kırılmadığında bu hesap değişir. Mühimmat tüketimi yükselir, stoklar azalır, harekatın sürdürülebilirliği tartışmalı hale gelir. Mühimmat yetersizliğinin savaşın durdurulmasındaki etkisi barizken, lojistiğin savaşın süresini belirlediği açıktır.
Şimdi görülen ABD yığınaklanması, daha yüksek yoğunluklu, daha uzun süreli ve sahada kesin sonuç almayı amaçlayan yeni bir savaş planının işaretlerini veriyor.
HÜRMÜZ VE BENDER ABBAS
Muhtemel bir amfibi harekatın nerede gerçekleşebileceğini düşündüğümüzde Hürmüz Boğazı'nın kuzeyi, özellikle Bender Abbas limanı ve çevresindeki adalar dikkat çekiyor. Buradaki bir harekat, İran'ın deniz bağlantıları üzerinde baskı oluşturmayı hedefleyebilir. Ayrıca körfezde ABD deniz piyadelerinden oluşan kolordu seviyesinde bir birliğin iki kademeli amfibi harekat yapacağı düşünülürse bu harekat için ihtiyaç duyulacak yaklaşık 150 kilometre karelik bir alan sadece Bender Abbas bölgesinde var. Böyle bir senaryo için iki önemli şartın sağlanması gerekir. Kıyı savunmasının etkisizleştirilmesi ve çıkarma birliklerini tehdit edecek İran'ın füze kapasitesinin baskılanması. Bunlar sağlanmadan karada kalıcı bir askerî sonuç almak son derece güçtür.
HARP GÜCÜ NEDEN DENİZE KAYIYOR
İran'ın Ortadoğu'daki sabit hedefleri vurabilmesi, Washington açısından hareketli deniz platformlarının önemini artırıyor. Uçak gemileri, hava harekatında kara üslerine bağımlılığı azaltırken kuvvetlerin yer değiştirmesine de imkan sağlıyor.

13