Çeliğin altındaki güç

Bu hafta Gölcük ve İstanbul'da iki stratejik üssü ziyaret ettim. Açık söyleyeyim; Türk savunma sanayiinin ulaştığı seviyeyi yerinde görmek, insanın ufkunu genişletiyor. Modern Türk donanmasının kudret ve kabiliyetinin kalbi olan Gölcük Tersanesi Komutanlığı ile İstanbul Tersanesi Komutanlığı, sadece üretim yapan tesisler değil; adeta başlı başına bir savunma ekosistemi. Aynı zamanda yüksek teknoloji ve Ar-Ge merkezleri de olan bu tesislerde gemi ve denizaltı üretimi kadar, üretimin en başından itibaren tüm malzeme ve yedek parçaların imalatı, mevcut savaş gemilerimizin bakım ve onarımı da yürütülüyor.

GÖLCÜK TERSANESİ KOMUTANLIĞI

Gölcük, tam yüz yıllık bir çınar. 1926'dan bu yana donanmaya gemi üreten bu köklü tesis, bugün modern Türk Deniz Kuvvetleri'nin başladığı yer olarak anılıyor. Yaklaşık 320 bin metrekarelik alanda üç bine yakın personel görev yapıyor. Burada ağırlıklı olarak modern denizaltıların inşası sürüyor. Yeni tip denizaltı projesi kapsamında üretimi devam eden denizaltılar, her biri yaklaşık 1.800 tonluk dev çelik yapılar. Bu gövdelerin nasıl güçlendirildiğini, bu ağırlığın deniz altında nasıl dengelendiğini ve yüzdürüldüğünü yerinde görmek gerçekten hayranlık uyandırıcı. Denizaltı inşası, hatayı affetmeyen bir süreç. Çünkü bir kez tamamlandığında geri dönüş neredeyse imkansız. Bu nedenle üretim süreçleri olağanüstü bir hassasiyetle, milimetrik hesaplamalarla ve eşgüdüm içinde yürütülüyor. İç sistemlerin yerleştirilmesinde sıfır hata prensibi hakim. Seyrüsefer, haberleşme ve silah sistemleri yerli ve milli firmalar tarafından üretiliyor. Devasa fabrikalarda alt sistemleri geliştiren mühendisler, denizaltıya entegrasyon aşamasında birlikte çalışıyorlar. Gerçek bir uyum ve koordinasyon söz konusu. Ayrıca manevra kabiliyeti ve hızı yüksek, neredeyse bir fırkateyn kadar güçlü silah sistemlerine sahip açık deniz karakol gemilerinin inşasını da burada görmek mümkün. Özellikle Ege başta olmak üzere denizlerimizde caydırıcılığın temel unsurları bunlar.

İSTANBUL TERSANESİ KOMUTANLIĞI

Yaklaşık bir milyon metrekarelik devasa bir alan... Dört bin beş yüz personel... Kırktan fazla fabrika ve atölye... Ve aynı anda yüzlerce bakım-onarım faaliyeti. İstanbul Tersanesi Komutanlığı bünyesinde yaklaşık 200 geminin bakım ve onarımı gerçekleştiriliyor. Yüksek tonajlı üretim araçları, ağır sanayi altyapısı ve savunma şirketlerinin büyük ofisleriyle tam entegre bir yapı kurulmuş. Burada TF-2000 hava savunma muhribinin, 335 metre pist uzunluğuna sahip olacak uçak gemisinin proje ofisleri ve üretim süreçleri yürütülüyor. Çok sayıda fırkateyn ve açık deniz karakol gemisi de burada inşa ediliyor. Kullanılan çelikler yüksek kaliteli. Kesim ve kaynak işlemleri özel argon-oksijen karışımlarıyla yapılıyor. Kaynak noktaları nükleer teknolojiyle, adeta röntgen çekilerek kontrol ediliyor. Metallerin iç yapısı inceleniyor, en küçük çatlak ihtimali dahi gözden kaçırılmıyor. Sıfır hata prensibi burada da temel kural. Üstelik yerli üretim sayesinde bakım maliyetleri minimize ediliyor. Bir savaş gemisinin on yıllık bakım maliyeti, üretim maliyetinin üç katına ulaşabiliyor. Kendi gemimizi üretmek, bu maliyetleri ülke içinde tutmak anlamına geliyor. İhracat yapılan gemilerin bakım, yedek parça ve mühimmat desteği de yine Türkiye'den sağlanıyor.