Ateşkes mi, zaman kazanma hamlesi mi

ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat, ilk bakışta bölgeyi rahatlatan bir gelişme gibi görünüyor. Petrol fiyatlarının gerilemesi, piyasalardaki tansiyonun düşmesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizliğin geçici de olsa azalması bu algıyı güçlendiriyor. Ancak asıl soru şu: Bu gerçekten bir barış anlaşması mı, yoksa taraflara nefes aldıran geçici bir mola mı Geçmiş tarihe baktığımızda, kesin sonuca ulaşamayan anlaşmaların kalıcı barış getirmediğini görüyoruz. Bu nedenle bugün ortaya çıkan tabloyu kesin bir barış olarak tanımlamak için henüz çok erken.

ORTADA BİR BARIŞ DEĞİL, NİYET BEYANI VAR

İmzalanan belge, klasik anlamda bağlayıcı bir uluslararası anlaşmadan çok bir mutabakat metni niteliği taşıyor. Temel amacı ise 60 günlük bir ateşkes ortamı oluşturarak taraflara müzakere zemini hazırlamak. Bu süre boyunca tarafların birbirlerine saldırmaması ve kronik sorunları masada görüşmesi öngörülüyor. Ancak dikkat çekici nokta mutabakatın içinde İran ile ABD arasındaki temel sorunları çözen herhangi bir hükmün bulunmaması. Sorunlar henüz çözülmüş değil; yalnızca çözülmeleri için zaman kazanılmış durumda.

HÜRMÜZ'DE ORTAK ÇIKAR, DİĞER KONULARDA ÇATIŞMA

Mutabakatın en dikkat çekici boyutu Hürmüz Boğazı oldu. Çünkü burada ABD ile İran'ın çıkarları örtüşüyor. Dünyanın enerji akışının devam etmesi kadar, İran'ın ihtiyaç duyduğu ham madde ve malzemelerin ülkeye ulaşması da kritik önemde. Aynı şekilde İran'ın petrol ihracatını sürdürebilmesi de gerekiyor. Bu nedenle Hürmüz konusu tarafların ortak zeminde buluşabildiği nadir başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Ancak bu başlık da tamamen çözülmüş değil. Boğazın nihai statüsü önümüzdeki 60 günlük müzakerelerde ele alınacak. Üstelik İran'ın Hürmüz üzerinden yıllık yaklaşık 80 milyar dolarlık gelir elde etme potansiyeline sahip olduğu düşünüldüğünde, ileride ciddi görüş ayrılıklarının ortaya çıkması ihtimali göz ardı edilemez.

ÇÖZÜMÜ ZOR DOSYALAR MASADA DURUYOR

Asıl sorun ise müzakere masasındaki diğer başlıklarda yatıyor. İran, bölgede nükleer kapasiteye sahip bir İsrail var olduğu sürece kendi nükleer kapasitesini stratejik bir gereklilik olarak görüyor. Bu nedenle bu konuda geri adım atması kolay görünmüyor. Buna ek olarak Hizbullah meselesi, Lübnan'daki durum, İran'ın bölgedeki paramiliter unsurlarla ilişkileri ve füze kapasitesinin sınırlandırılması gibi başlıklar da çözümü son derece güç dosyalar. Bu konuların tamamının yalnızca 60 gün içerisinde çözüme kavuşması oldukça zor bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle ABD'deki kasım seçimleri de dikkate alındığında 60 günlük ateşkesin uzatılma ihtimali olduğunu da belirtmek isterim.