Asrın felaketinden asrın dayanışmasına

6 Şubat 2023... Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük afetlerinden biriyle sarsıldı. Kahramanmaraş merkezli 7.8 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, 11 ilde büyük bir yıkıma yol açtı. 55 binden fazla vatandaşımızı kaybettiğimiz bu felaket, yalnızca binaları değil, yürekleri de enkaza çevirdi. Aradan üç yıl geçmiş olsa da acı hala taze, kayıplar hala ilk günkü gibi ağır. Bugün, depremde şehit olan vatandaşlarımızı rahmetle anıyor; 107 bini aşkın yaralımıza acil şifalar diliyorum. İlk saatlerde devlet refleksiDepremin ilk dakikalarından itibaren devlet tüm kurumlarıyla sahadaydı. 650 binden fazla kamu personelinin afet bölgesine sevk edilmesi, kriz yönetiminde eşine az rastlanır bir seferberliğin göstergesiydi. İlk insani yardımların yalnızca 8 saat içinde bölgeye ulaşması, bu organizasyon gücünün en net kanıtı oldu. Türkiye'nin yalnızca bir bölgesini değil, neredeyse tamamını etkileyen bu felakette, yardımların bu denli hızlı başlaması, güçlü devlet refleksinin sahaya yansımasıydı. Dezenformasyona karşı mücadeleAfetin yıkıcı etkileriyle eşzamanlı olarak bir başka mücadele daha yürütüldü: Dezenformasyon. Arama-kurtarma ekiplerini yanlış noktalara yönlendirmeye çalışan, devletin bölgede olmadığı yönünde algı oluşturma gayretinde olan birtakım çevreler, süreci sabote etmeye çalıştılar. Ancak sahadaki gerçekler bu iddiaları kısa sürede çürüttü. Devlet, sessiz polemiklerle değil, somut icraatlarla bu sinsi faaliyetlere cevap verdi. 11 ilimizde meydana gelen bu deprem bölgesel olarak Avrupa'daki pek çok ülkeden daha büyük bir alanı içermekteydi. Başka bir ülkede böyle bir felaket meydana gelse ciddi kaoslar hatta isyanların olması muhtemelken ülkemizde insanlarımızın soğukkanlı yaklaşımı ve devletimizin kriz yönetimini etkin bir şekilde yürütmesi daha başka kötü olayların olmasını önledi. Barınmadan imar hamlesineArama-kurtarma çalışmalarının ardından devlet, hızla yeniden imar sürecine geçti. 345 çadır kent ve 305 konteyner kent kurularak yaklaşık 2 milyon 800 bin vatandaşın geçici barınma ihtiyacı karşılandı. Köylerde yıkılan evler, ahırlar ve altyapı tesisleri de bu sürecin bir parçası oldu. Kent-kırsal ayrımı yapılmaksızın tüm depremzedelere ulaşılarak yaralar sarılmaya çalışıldı. Üç yıl içinde deprem bölgesine 3,6 trilyon lira, yani yaklaşık 90 milyar dolarlık