Aslansın sen ASELSAN!

ASELSAN'ın 2026 yılının ilk yarısına ilişkin açıkladığı finansal durum raporundaki rakamlar oldukça dikkat çekici. Rekor finansal sonuçlar, milyarlarca dolarlık yeni siparişler ve hız kesmeyen teknoloji yatırımları, Türkiye'nin gururu ASELSAN'ın savunma sanayiinde ulaştığı seviyeyi gözler önüne seriyor. Şirketin hasılatı geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 25 artarak 88,5 milyar TL'ye yükseldi. Yeni imzalanan sözleşmeler yüzde 72 artışla 4,9 milyar dolara, bakiye siparişler ise yüzde 45 artışla 23,2 milyar dolara ulaştı. Bu tablo, ASELSAN'ın yalnızca bugünün değil, önümüzdeki yılların da üretimini ve ihracatını garanti altına alan güçlü bir sipariş portföyüne sahip olduğunu gösteriyor.

YÜKSEK TEKNOLOJİYE YAPILAN EN BÜYÜK YATIRIM

Savunma sanayiinde geleceği belirleyen unsur, sadece üretim bantlarının sayısı değil, teknolojiye yapılan yatırımdır. ASELSAN da bunun en güçlü örneklerinden birini sergiliyor. Şirket, yılın ilk altı ayında Ar-Ge harcamalarını yüzde 41 artırarak 804 milyon dolara, üretim kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarını ise iki kat artışla 323 milyon dolara çıkardı. Bu yatırımlar; kuantum teknolojileri, mikroelektronik, lazer sistemleri, uydu teknolojileri, sualtı sistemleri ve uzun menzilli güdümlü mühimmat gibi geleceğin savaş teknolojilerine yöneliyor. Bugün yapılan bu yatırımlar, aslında Türkiye'nin önümüzdeki on yıllarda savunma kabiliyetine yapılan yatırımlardır.

ASELSAN ARTIK KÜRESEL BİR OYUNCU

Can Azerbaycan'ın 44 günlük vatan muharebesinde, Keşmir savaşında, Irak, Libya ve Suriye'deki harekatlarda, Doğu Akdeniz ve Ege'de sağlanan taktik durum üstünlüğünde, Ortadoğu'da ve terörle mücadelede, yurt içi ve yurt dışı istihbarat savaşlarının kazanılmasında ve sayamadığımız daha pek çok açık ve örtülü operasyonlarda hep ASELSAN'ın izi vardır. Bunu bütün dünya biliyor. Bu nedenle ismi lazım değil ama herkesçe malum bazı ülkelerin kabusu, dostlarımızın gururu olan ASELSAN'ın imzaladığı yeni sözleşmelerin önemli bölümü uluslararası pazarlardan gelen taleplere dayanmaktadır. Özellikle hava savunma sistemleri, radarlar, elektronik harp çözümleri, aviyonik sistemler ve haberleşme teknolojileri dünyanın birçok ülkesinde yoğun ilgi görüyor. Bu durum, Türkiye'nin artık kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir savunma sanayiinin ötesinde, küresel ölçekte rekabet eden yüksek teknoloji üreticisine dönüştüğünü göstermesi bakımından da önemli. Ayrıca ASELSAN'ın yüksek yatırım yaptığı bir dönemde bile finansal disiplinini koruması da dikkat çekiyor. Operasyonel nakit akışının 15,2 milyar TL'ye ulaşması, Net Borç/Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kar (FAVÖK) oranının 0,55 seviyesinde tutulması ve FAVÖK marjının yüzde 26,3'e yükselmesi, büyümenin sağlam mali temeller üzerinde gerçekleştiğini gösteriyor. Bu tablo, savunma sanayiinde sürdürülebilir başarının yalnızca teknoloji üretmekle değil, o teknolojiyi güçlü bir finansal yapı üzerinde büyütebilmekle mümkün olduğunu da ispatlıyor.