Akademik ölçüm değil, algı mühendisliği

Dış politikada hareketli günler yaşanırken bugün aslında sizlere İngiltere'de yayınlanan bir derginin Türkiye üzerindeki sessiz ama sinsi oyunlarından bahsedeceğim. Önceleri basit bir eğitim dergisiyken zamanla Küresel Hakemliğe soyunan Times Higher Education (THE), kökeni itibarıyla bir akademik denetim kurumu değil, Birleşik Krallık merkezli bir yükseköğretim dergisidir. Özellikle 2004'ten sonra üniversite sıralamaları üretmeye başlayan THE, zamanla bu sıralamaları küresel bir referans gibi sunmaya başlamıştır.

"DÜNYA SIRALAMASI" MASALI

Baştan itibaren medya ve danışmanlık işleri yapan ama bugün üniversitelere strateji, veri yönetimi ve performans artırma adı altında yüksek ücretlerle danışmanlık hizmetleri sunan THE, her yıl büyük bir medya organizasyonu eşliğinde "dünya üniversiteleri sıralaması" yayımlar. Ancak bu ifadenin bilimsel bir karşılığı yoktur. Dünyada 20 bini aşkın yükseköğretim kurumu bulunurken, THE bazı alanlarda sadece 800 civarında üniversiteyi sıralamaktadır. ABD'de yaklaşık 6 bin üniversite ve kolej bulunurken, THE listelerinde bu sayının yaklaşık 200 civarında kalması, sıralamanın kapsayıcılığının ne kadar dar olduğunu göstermektedir. Aynı durum Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkeler için de geçerlidir; köklü ancak sıralama oyununa katılmayan birçok kurum sistematik biçimde görünmez kılınmaktadır. Malezya'da, Çin'de hatta körfez ülkelerinde yüksek bütçeli ancak akademik gelenek açısından zayıf birtakım üniversiteler THE listelerinde hızla yukarı taşınmıştır.

TÜRKİYE ÖRNEĞİ: AKADEMİK TARİH DEĞİL, GÖSTERGE UYUMU

Türkiye'deki tablo daha çarpıcıdır. Eğitim fakülteleri özelinde bakıldığında, 96 fakülteden yalnızca 44'ü THE sıralamalarında yer almaktadır. Onlarca yıllık akademik birikime, güçlü öğretmen yetiştirme geleneğine sahip fakültelerin listede yer almaması; buna karşın 2008 sonrası kurulan, akademik etkisi sınırlı bazı üniversitelerin üst sıralarda gösterilmesi, bu listenin "akademik kalite" değil, kriter uyumu ölçtüğünü ortaya koymaktadır. Benzer bir durum mühendislik ve fen bilimlerinde de gözlemlenmektedir. Yayın ve atıf odaklı dar metrikler, üniversitelerin eğitim kalitesini değil, yayın stratejilerini ödüllendirmektedir.