ABD-İran geriliminde İsrail faktörü

İsrail ABD'yi kullanarak bölgeyi krizin eşiğine mi sürüklüyor, yoksa Washington'ın çıkarları gerçekten de Tahran'ın nükleer programıyla mı sınırlı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Ortadoğu'daki ABD-İran geriliminin perde arkasında İsrail'in jeopolitik hedeflerinin belirleyici rol oynadığını iddia ediyor. Yazar, nükleer tehdit bahanesiyle başlayan operasyonların aslında İsrail'in yayılmacı güvenlik doktriniyle örtüştüğünü ve ABD'nin bu stratejinin aracı haline geldiğini savunuyor. Peki bu analiz, İran'ın bölgesel nüfuzunun gerçek jeopolitik tehditini göz ardı etmiyor mu?

Ortadoğu coğrafyasında yıllarca devam eden gölge savaş konsepti, artık sıcak çatışmaya evrilerek ABD ve İran arasındaki gerilimi bölgesel bir meseleye taşıdı. Bu meselenin başat aktörlerinden biri ise hiç şüphesiz İsrail'dir. Yaşanan son gelişmelere bakıldığında ABD yönetiminin İran'a karşı yürüttüğü askeri operasyonların Washington'ın çıkarlarıyla sınırlı olmadığı görülüyor. İsrail'in yayılmacı emelleri, bu süreci şekillendiren en büyük faktörlerden biri. Nitekim Trump yönetiminin İran'a gerçekleştirdiği bu saldırıları sözde "İsrail'i koruma" gerekçesiyle savunması, savaşın arka plandaki gerçek nedenini ortaya koyuyor. Krizin merkezi: Nükleer
program faaliyetleri İran'ın yürüttüğü nükleer program çalışmaları, Tel Aviv yönetimince "varoluşsal tehdit" olarak algılanıyor. ABD ve İsrail'in ortak saldırıları da tam olarak bu kaygıya dayanıyor. İran'ın nükleer silah üretimine yaklaştığını iddia eden Trump, ilk adımda Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ve Birleşmiş Milletler gibi hükümet dışı örgütleri devreye sokarak İran'a karşı yaptırım uygulanmasını sağladı. Ancak İran'ın yaptırımlara boyun eğmeyen tutumu, ABD ve İsrail'in saldırganlığını askeri müdahale seviyesine çıkardı. Masadan sahaya taşınan ortaklıkABD'nin "Epic Fury", İsrail'in ise "Roaring Lion" isimleriyle başlattığı operasyonlar, ilk bakışta birbirinden bağımsız gözükse de durum tam tersi yönde ilerliyor. Aynı dönemde başlayan ve askeri tesisler, nükleer altyapılar gibi kritik noktaları hedef alan bu operasyonlar, iki ülkenin masadaki ortaklıklarını sahaya da taşıdıklarını gösteriyor. Bu koordinasyon hali aynı zamanda İsrail'in "savaşı izleyen değil, başlatan ve sürdüren" konumuna işaret ediyor. Vekil güçlerin etkisiİsrail ve İran arasında gerçekleşen çatışmaların perde arkasında rol oynayan vekil güçler, çatışmanın genişlemesine ve ABD ile İran cephesindeki gerginliğin bölgesel savaşa evrilme riskinin artmasına neden oluyor. Hizbullah'ın İsrail'le sürdürdüğü çatışmalar İran'ın bölgedeki nüfuzunu devam ettirirken İsrail'i iki cepheli bir savaşa mecbur ediyor. İran'ı askerî açıdan yıpratamayan ABD ise bu durum karşısında Hürmüz Boğazı'ndaki kontrolü ele geçirerek ekonomik daraltma stratejisini izlemeyi tercih ediyor. Savaşa yön veren asıl aktör kimBölgedeki gerginliğin kritik tartışmasını oluşturan ve gelişmeleri hangi açıdan okuyacağımızı belirleyen soru şudur: ABD İsrail'i destekliyor mu, yoksa İsrail ABD politikasının yörüngesini mi çiziyor Yaşanan gelişmeler yakın mercekle ele alındığında bu sorunun cevabı gayet açık. ABD yönetiminin İran'ın nükleer programının sonlandırılması, füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Hizbullah başta olmak üzere tüm vekil güçlerinin