Son yılların en çok konuşulan ilaçları hiç kuşkusuz zayıflama iğneleri. Bir zamanlar yalnızca diyabet tedavisinde kullanılan bu ilaçlar, bugün fazla kilolarıyla mücadele eden milyonlarca insanın umudu hâline geldi. Gerçekten de etkileyiciler. İştahı azaltıyor, tokluk hissini artırıyor ve birçok kişide anlamlı kilo kaybı sağlıyor.
Ancak burada kendimize sormamız gereken önemli bir soru var. Bu ilaçlar obeziteyi tedavi mi ediyor, yoksa sadece kullanıldıkları sürece etkili mi oluyor
Aslında cevabı tıbbın birçok alanında görüyoruz. Hipertansiyon hastası bir kişi tansiyon ilacını bıraktığında tansiyonu yeniden yükselir. Diyabet hastası şeker ilacını bıraktığında kan şekeri tekrar yükselmeye başlar. Saç dökülmesinde kullanılan minoksidil tedavisi kesildiğinde ise yeni çıkan saçların önemli bir kısmı zaman içinde yeniden dökülür. Yani bu ilaçların ortak bir özelliği vardır.
Hastalığın nedenini ortadan kaldırmazlar, etkilerini sadece kullandığınız sürece gösterirler.
Zayıflama iğneleri de büyük ölçüde aynı mantıkla çalışıyor. İlacı kullandığınız dönemde iştah baskılanıyor, daha az yemek yeniyor ve kilo veriliyor. Ancak tedavi kesildiğinde beynin iştah mekanizmaları yeniden eski haline dönebiliyor. Sonuç olarak birçok kişi verdiği kiloların büyük bir kısmını hatta daha fazlasını geri alabiliyor.
Bu durum ilacın başarısız olduğu anlamına gelmez. Çünkü obezite de artık tıp dünyasında kronik bir hastalık olarak kabul ediliyor. Nasıl hipertansiyon veya diyabet uzun süreli takip gerektiriyorsa, bazı obezite hastalarında da uzun süreli ilaç tedavisi gerekebiliyor.
Ancak toplum olarak belki de üzerinde daha fazla düşünmemiz gereken başka bir konu var. Acaba yaşam boyu kullanılacak bir ilaca bağımlı kalmadan da kalıcı kilo kontrolü sağlamak mümkün olabilir mi Asıl hedefimiz yalnızca iştahı baskılamak değil, iştahı artıran biyolojik mekanizmaları anlamak ve onları kalıcı olarak düzeltebilecek yöntemler geliştirmek olmalıdır.

10