Ne yediğimiz kadar ne zaman yediğimiz de önemli

Sabah kahvaltısını aceleyle geçiştiriyoruz, öğle yemeğini çoğu zaman saatlerce erteliyoruz, akşam eve geldiğimizde ise günün bütün açlığını tek bir öğünde çıkarmaya çalışıyoruz. Üstelik akşam yemeğinden sonra televizyon karşısında atıştırmaya devam ediyor, gece yarısına doğru bir şeyler yemeyi de oldukça normal kabul ediyoruz. Sağlıklı beslenmenin yalnızca ne yediğimizle ilgili olmadığını, ne zaman yediğimizin de önemli olabileceğini hiç düşünmüyoruz. İşte son yıllarda giderek daha fazla araştırılan krononutrisyon kavramı tam da bunu anlatıyor.

Krononutrisyon nedir

Krononutrisyon, beslenmenin zamanlama ile biyolojik saat arasındaki ilişkisini inceleyen bilim alanıdır. Vücudumuz sandığımızdan çok daha düzenli bir zaman programıyla çalışır. Uyku ve uyanıklık döngümüzden hormonların salgılanmasına, vücut sıcaklığından kan basıncına, karaciğerin metabolik faaliyetlerinden insülin duyarlılığına kadar pek çok fizyolojik süreç yaklaşık 24 saatlik sirkadiyen ritim tarafından düzenlenir. Bu nedenle aynı yiyeceği günün farklı saatlerinde tüketmek, vücutta tamamen aynı yanıtı oluşturmayabilir. Örneğin sabah saatlerinde insülin duyarlılığımız genellikle daha iyidir. Gün ilerledikçe metabolik yanıt değişir. Gece ise vücudumuz artık yemek sindirmekten çok dinlenmeye ve onarım süreçlerine hazırlanır. Dolayısıyla krononutrisyonun temel sorusu şudur, "Acaba doğru yiyeceği, doğru miktarda, doğru zamanda mı yiyoruz"

Vücudumuzun bir biyolojik saati var