Geçen hafta bu köşede oldukça ilginç bir bilimsel araştırmadan söz etmiştim. Journal of the American Geriatrics Society dergisinde yayımlanan çalışma, hayata daha iyimser bakan insanların bunama geliştirme riskinin daha düşük olduğunu ortaya koyuyordu.
Gelin bunu nasıl yapıyor, bir göz atalım.
Stresin sessiz tahribatı
Stresten tamamen kaçınmak imkansızdır. Bize olan etkisinde esas önemli olan stresin süresi ve şiddetidir.
Kısa süreli stres, aslında yaşamımızı koruyan doğal bir savunma mekanizmasıdır. Fakat aylarca, hatta yıllarca süren kronik stres, beynimiz için ciddi bir yük oluşturur.
Stres altında vücudumuz sürekli kortizol adı verilen hormonu salgılar. Kısa süreli yükselmeleri normaldir. Ancak uzun süre yüksek kalan kortizol seviyeleri özellikle öğrenme ve hafızadan sorumlu olan hipokampus bölgesini olumsuz etkileyebilir. Yapılan çalışmalar, kronik stres yaşayan bireylerde hafıza performansının azalabildiğini ve beynin bazı bölgelerinde hacim kaybı görülebildiğini göstermiştir.
İyimser insanlar ise sorunlarla karşılaşmadıkları için değil, sorunları çözülebilir gördükleri için stres hormonlarını daha kısa süre yüksek seviyede tutabiliyorlar. İşte bu bakış açısı, beyni uzun süreli stresin yıpratıcı etkilerinden koruyan önemli bir kalkan oluşturabilir.
İyimser insanlar daha sağlıklı yaşar
Hayata umutla bakan insanlar genellikle sağlıklarına daha fazla özen gösterir, düzenli yürüyüş yapar, doktor kontrollerini ihmal etmez, ilaçlarını düzenli kullanır, sağlıklı besleniyor, sosyal ilişkilerini güzel sürdürür ve yeni şeyler öğrenmeye daha açık olur.
İnsan sosyal bir varlıktır. Konuşmak, paylaşmak, gülmek ve birlikte vakit geçirmek yalnızca ruhumuza değil, beynimize de iyi gelir.

3