Nihat Ziyalan da artık anılarımızda ve şiirlerinde yaşayacak.
İstanbul'a geldiğinde onunla Tiyatro Festivali'nde tanıştım. Şan Sineması'nın kapısında buluşmuş, içeri birlikte girmiştik.
İstanbul'da bulunduğu sırada dost meclislerinde de görüştük.
O şiiri bulamadım ama biyografisinde bana ithafen 'Şaka Şuka' adlı bir şiir yazdığını okudum.
Yazılarımı taradığımda onun için televizyonda da bir konuşma yaptığım yazılı.
Nihat Ziyalan, Avustralya'ya göç etti; uzak bir ülkeden şiirlerini gönderdi, edebiyatı da okurlarını da bırakmadı.
Onun şiirlerini okuyanlar İkinci Yeni'nin esintilerini fark etmişlerdir.
Nihat Ziyalan'ın şiirlerini kitap-lık dergisinden aldım.
OĞLUM
babalar gününde
on iki yıldır görmediğim
Haberin Devamıtorunlarımın babası geldi New York'tan
koyu gömleğini çıkarttırdım
mevsimidir
çiçeklisini giydirdim
kırk yılı aşkındır yaşadığım kenti
tanımadığım
bilmediğim semtlerini
koluna girip
şişene dek ayaklarım
keşfedip durdum
telefonundan bulduğu lokantalarda
adını bilmediğim baharatlı yemekler
dilim kabara kabara
bahçemde yıllardır
sevgilimle oturduğum yaseminin altında
hep içimden geçirdim
bir gün oğlumla
ilk gün hoş geldin açıldı iki tomurcuk
on beş günde
sanki beyaz kelebek ordusu dallarda
rakının her yudumunda yasemin kokusu
andık
göçüp gidenlerimizi
duydum sesinde
çocuklarının başarısını
ona verdiğim yatağımda
gittikten sonra
uyutmaz hayaller kuruyorum
(kitap-lık dergisi, sayı 242, 2026)
BEKÇİ
taşındığımız evde
hop
ayağımı kaldırdım
boyunun kısalığından süzülemedi
ezilmeden geçti altından
yavru kara yılan
kendimi Adana'da sandım
vallahi alnından öpeceğim
acelen ne
ya zehirliysen
ilk
ölmüşlerimin hayalet bohçasını açtım
çıkardım incitmeden
anam babam kardeşlerim
tozlarını aldım
söylemeden
kara yılan nöbete durdu
bahçedeki sohbetlerini bölmeden
sürünüp duruyor aralarında
Haberin Devamıgömlek değiştire değiştire boylandı
süzülerek geçer oldu
hayalet sohbetlerinin koyusundan
çöreklendiğinde
zümrüt bir yüzüğün yanında
hangi hazineden diye sormadım
ödüllendirdim yılanımı

3