BAZIkitaplar var ki birçok satırı sizi geçmişe götürür. Anıların içinde birden bir misafir olarak oturup ev sahipleriyle sohbete dalarsınız.
Demet Taner'in 'Moda: Kişiliğimi Bulduğum Semt' kitabını okurken bunu yaşadım. Haldun Taner aramızdan ayrıldı ama Demet Taner bunu bize hissettirmedi.
Kitabını okurkenunutulmaz bir doğum gününü hatırladım, Demet Taner yanımızda otururken Haldun Taner de bana elektriklidaktilosunu anlatıyor.
Kitabı notlamak yerine bazı bölümleri yazıma aldım:
MODA KİTABINA BAŞLANGIÇ
Moda tramvayı Küçük Moda'ya doğru kıvrılıp ilerlerken ben camdan dışarıya bakıyorum; birden gözüm sağdaki evin dar, uzun ahşap penceresi önünde keman çalan, ben yaşlardaki bir oğlan çocuğuna takılıyor. Hepsi bir an. Tramvay soldaki köşkün bahçe kapısından sarkan yeşilliklere âdeta sürünerek, hızla sağa dönüp Cem Sokak'tan Moda Caddesi'ne iniyor ve sola saparak cadde üstündeki Enstitü binası önünde durduktan sonra Moda Burnu'na doğru gitmeye başlıyor. Durakta inip Rıza Paşa Sokağı'ndaki apartmanın üçüncü katındaki evimize koşarak giriyorum. Aklımda keman çalan çocuğun görüntüsü, içimde olumlu bir duygu, yeni taşındığımız Moda birden gözümde özel bir değer kazanıyor. İyi ki buradayım duygusuyla hemen piyanomun kapağını açıp çalışmaya başlıyorum.
Haberin Devamıİçimde anlamlandıramadığım bir coşku var.
BİRİNCİ BÖLÜM
Moda'yla ilgili yazıya başlamadan önce o günlere nasıl geldiğimden söz etmek istiyorum.
Çocukluk belleğime düşen en eski anılar şöyle:
Alacakaranlıkta kocaman bir meydandayız; ortada büyük bir havuz var, içinden sular fışkırıyor... Burası Beyazıt Meydanı'ymış.
Aydınlık bir gün, ağaçların gölgesindeki küçük bir masada babamla oturuyorum...
Orası da Küllük Kahvesi'ymiş.
***
ANNEM VE BABAM
Onlar Cumhuriyet'in ilk öğretmenlerindendi.
Annem Cumhuriyet'in aydın kadını, "bir daha dünyaya gelsem gene öğretmen olurdum" diyen... Özellikle de kendi emeği ile kendi ayakları üzerinde durabildiği için mutlu. Özgürlüğünden yalnızca bir kez, istemediği hâlde son günlerinde hastaneye yatma önerisini geri çeviremediği için vazgeçmek zorunda kalan... Kişiliğinden hiçbir zaman ödün vermemiş.
İKİNCİ BÖLÜM
Haberin DevamıAnneannemle büyükbabam Kadıköy'de Yeldeğirmeni'ne taşındıkları zaman ben küçük bir çocuktum. Yeldeğirmeni çocukluk günlerimin özel anıları arasında ayrı bir yerde duruyor. İstanbul'a gidip gelmeler, Bursa'da ilkokula başladığım yıllara kadar sıklıkla devam etti. Yeldeğirmeni anılarım benim üniversiteyi bitirdiğim, büyükbabamın ise yaşamdan ayrıldığı yıllara kadar sürdü.

18