Gültekin Emre yıllardır Almanya'da yaşıyor. Türk edebiyatını takip ediyor, Türk şiiri içinde de yerini alıyor.
Her kitabın bir serüveni vardır. Hele yurtdışında yaşıyorsanız bu serüven daha da ilgi çekici olur.
Kitabın adı: Onca Yılın, Onca Yolun - Gültekin Emre - Oğlak Yayınları.
BU KİTABIN ÖYKÜSÜ
Uzaktan Uzağa'dan (2018) sonra ortak bir çalışmaya başlayamayınca Sina'ya "İşsiz kaldık, hadi yeni bir kitaba yürüyelim artık" dedikçe ben, Sina Akyol, "Yahu, evet, hamladık, ayağa kalkalım" derdi. Derdi, ama aklımıza birlikte yürüyeceğimiz bir konu gelmez, susardık.
Uzun süre de bir vahiy inmesini bekledik sabırla. Sabrın sonu selamet! Bir gün, coşkulu bir sesle, "Yaaahu, Gültekin, onca yıldır yazıp duruyoruz toz kondurmadan yazdıklarımıza" dedikten sonra, "Ne dersin 'toz' şiirleri yazalım mı" diye sorunca ilkin anlayamadım ne demek istediğini. Sustum. O, "Ben sana yazdıklarımı yollayayım da bir bak, bir fikir edin" dedi. Sonra yazdıklarını yolladı. Okudum yolladıklarını. "Toz" üzerine düşünmeye, şiir oluşturma denemeleri yapmaya başladım. Yazdıklarımı Sina'ya yolladıkça, beğendiğini belirtince de şiirlerin içeriği, biçimi netleşmeye başladı.
Haberin Devamı"Toz Şiirleri" için 2021 yılında kolları sıvadık. Sina'dan bana, ondan aldığım elle benden ona tozları silkeleye silkeleye yazıp durduk.
Şiirler, imgeler, dizeler birbirini doğurdu, besledi; serpilip geliştiler. Ortak çalışmanın bir örneğini, Sincan İstasyonu'nda (Mayıs-Haziran 2021, sayı 113) "Küçükler... Küçücükleri" şiirini yayımladık. (Bu kitaba da aldım benim yazdığım bölümleri). Kitap-lık'ta da (Mayıs-Haziran 2021, sayı 215) bazı tozlu şiirleri yayımladık. Yani, ortak kitabı ilan etmiş olduk böylece. Kitabın adı henüz netleşmemişken Sina, ortak dostumuz İsmail Mert Başat'a (1945-2022) "tozun tozunu attıracak şiirler" yazmaya başladığımızı söylemiş. Dosyaya bir ad düşündüğümüzü ekleyince İsmail de "Püüüf!" olsun demiş. Hatta, "Püüüfff" diye şiirler gidip geldi aramızda espriler yapa yapa. Ama bunu benimseyemedik.
Haberin DevamıSonra kitabın adı da kendiliğinden belirlenmeye başladı toza bulaştıkça: "Onca Yolun Tozuyla" kendini kabul ettirdi kitap adı olarak. Aslında "Onca Yılın Tozuyla" da olabilirdi ama aldığımız yolu belirtme açısından ilk başlıkta kalmıştık. Sina, şiirleri düzenledi; yanlışlıkları, eksiklikleri bir bir giderdi. Coşkuyla baskıya hazırlamaya başladı dosyayı.
Sonra, işte sonra, Sina, "Yaaahhuu, Gültekin, düşündüm ki, ben benim şiirleri çeksem, kitaplarıma girmemiş şiirlerimle birlikte yayımlasam, adını da Şiirler koysam, kızar mısın bana" dedi. Sonra da "Hem senin yazdıkların benimkinden fazla, ben daha fazla toz şiiri yazamayacağım. Bana kızmazsın değil mi" diye sordu yine. Hep Oktay Rifat'ın Şiirler'i gibi başlığı olan bir kitabı olsun istediğini de ekledi son olarak. Yayımlanmamış şiirleriyle "tozlu" şiirleri bir araya getireceğini de söyledi konuşmamızın sonunda. Ben de ona, niye kızacağımı, şiirlerini dilediği gibi yayımlama hakkı bulunduğunu söyledim hiç kırılmadan, ama bu beklemediğim çözülmeye, değişmeye şaşırarak.

6