Ahmet Telli'yi yeniden okumak

Şair Ahmet Telli'nin aramızdan ayrıldığını öğrenir öğrenmez şiirlerini topladığı Vedâ Divânı'nı yeniden okumaya başladım.

İyi şairler bizim bütün hayatımızı şiirleştirirler; hüzne kapıldıkça, insan olduğumuzu hatırladıkça onu okuruz. Ahmet Telli insanın şiirini ustaca yazarken bana göre iyi şiirin nasıl yazıldığını ispatladı. Telli yaşadığını yazdı, yazdığını yaşadı. Edebi tutarlığıbir hayatın yansımasıydı. Hayat edebiyat yakın oldukça usta işi şiirler ortaya çıkıyor.

Yalnız şairler değil, onları yazan eleştirmenler de sorumludur. Hakkında yazdıklarımı okurken iyi bir şairi es geçmediğim için acının tesellisini yaşadım.

Altın Portakal Şiir Ödülü'nü kazandığında ben şöyle yazmıştım:

Ahmet Telli'nin şiiri bağırmaya yeltenmeyen, başkaldırının ve isyanın şiiridir. Oradaki sempozyumun adı 'Nida Odağında Ahmet Telli Şiiri'ydi. Sempozyumdaki bildiriler kitap haline getirildi. "İnsana en çok şiir yakışıyor" dizeleriyle hafızalara kazınan Telli, 1960 sonrası Türk şiirinin mihenk taşlarından biridir.

Haberin Devamı

"Suya düşen bir karanfilse yüreğin,
bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
vursun seni o taştan bu taşa
o çağlayandan bu çağlayana sürüklesin."

"Cesaret: Söylemeyi, yazmayı göze aldığı kadar yaşamayı da göze almanın şiiridir Telli'nin şiiri, 'cesaret'in şiiridir. Devrimci cesaretten söz ediyorum elbette.

Çelebi: Şiirlerinde de sezersiniz Telli'nin 'Çelebi'liğini. Ben ikisini de aynı anlamda kullanırım, belki de zaten ikisinin de anlamı aynıdır ama Telli hem 'Çelebi' hem 'kalender' bir insandır, şiiri de öyledir.

Devrim: Asuman Susam'ın 'Sözlükçe'sinde yer alsaydı da yazacaktım 'devrim' maddesini buraya, çünkü 'aşk'ı yazan bir şair 'devrim'e de hazırlık yapmış sayılır bir bakıma.