Kimliğim, Soyum ve Yetişmem!
"Ben, Allah'a iman etmiş bir din kardeşiniz olan Muhammed Diyâb İbrâhim ed-Dayf!
1965 yılında Hanyunus'ta doğdum. Biz Hanyunusluyuz ama esasen babamın ve annemin asıl memleketi, [Askalan'daki] Mecdel'in doğusunda küçük bir kasaba olan Kevkebe (Kaukaba كوكبا) beldesiydi. Biz oradan göç etmek zorunda kalmışız.
Han Yunus Lisesi'ni bitirdim. Üniversiteye yerleştirilirken esas alınan lise bitirme (Tevcihi) sınavındaki derecem 79.8 idi.
Liseden sonra Gazze İslam Üniversitesi'ne kaydoldum. Biyoloji Fakültesi'nden mezun oldum. Üniversitenin ilk yıllarında "Anavatanlarına Dönenler" anlamına gelen «Fırkatu el-Âidûn el-Filistînîyye» Sanat Grubu'ndaydık. Grup, üniversitede faaliyet gösteren Müslüman Gençler Birliği'ne (el-Kütletü'l-İslâmiyye) bağlıydı. Grubun tiyatro faaliyetleri vardı ve ben bu grubun bünyesinde sahnede rol alıyordum. Belki birçok insan; temelinde, aslında bir tiyatrocu olan ve sahne ile rol işleriyle uğraşan yani oyuncu olan bir insanın nasıl olup da üst düzey askeri bir rütbeye erişebildiğine şaşırabilir. Oysa insan, nihayetinde her zaman aynı insandır; görüşleri vardır, fikirleri vardır ve kendine has belirli özellikleri vardır. Her zaman insan olarak kalır. Asker olduğunda bu onun sadece savaşçı olduğunu ve askerden başka bir şey olmadığı manasına gelmez."
Şekil 1 Aidûn Tiyatro Kulübü tarafından Necah Üniversitesi'nde düzenlenen "Onlar inanmış Bir Avuç Gençti" başlıklı tiyatrodaki bir sahnede, oyuncular arasında Muhammed Dayf görülüyor.
Şekil 2 «Filistinli Mücahitler» (el-Mücahidûn el-Filistiniyyûn) Grubu kurucusu Salah Şehade, aynı zamanda Gazze İslam Üniveversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanıydı.
"1988 yılına gelmiştik. Askeri çalışmalara katılmam şu şekilde oldu: Günün birinde bana bir mesaj ulaştı. Mesajda «Filistinli Mücahitler» (el-Mücahidûn el-Filistiniyyûn) Grubu'na katılmamı istiyorlardı. Zaten bu silahlı grup, Filistin İslami Direniş Hareketi'ne (Hamas) bağlıydı. Öyle ki beni grubun kurucular kuruluna alarak doğrudan örgütsel yapısını tamamlamak istiyorlardı. Kabul edersem mesajda belirlenmiş bir mekâna gitmem isteniyordu.
İlk Kez Tutuklanıyorum!
1989 yılında, İsrail işkence hanelerinden gelen itiraflar gerekçe gösterilerek tutuklandım. Ben sorgu sırasında hiçbir şeyi itiraf etmedim! Olayların seyri hakkında hiçbir şeyi anlatmadım; ne güvenlik ne de askeri çalışmalar hakkında! Bana odaklandılar; üzerime çok geldiler! Birden fazla sorgucunun çapraz sorgusu olurdu. Beş altı kişi işkenceci gelir ve beni döverdi. Baskı ve işkence o kadar şiddetli ve acımasızdı ki, gerçekten boğulmanıza ramak kalırdı. Ancak -Allah'a hamdolsun- bir turdan diğerine, özellikle çoklu sorgu ve işkence seanslarından sonra iyi bir direniş (sebat) gösterdim. Hamdolsun bazı insanların sorgulara ve işkencelere direnişi ve dayanıklılığı çok iyi, harika ve mükemmeldi. Derken bu süreçte diğer Filistinli örgütlerden esirlerle de birçok arkadaşlığım oldu.
Hatırlıyorum da bir keresinde, bizi yargılamaya götürürlerken mahkeme yolunda Salah Şehade ile karşılaştım. Bana: «Senden ne haber (Nasılsın)» dedi. Ona dedim ki: «Haberlerim iyi de sizden bir ricam var. Zira yakında bu zindandan tahliye edileceğimden de eminim. Bu yüzden bana doğrudan bir iş [cephe faaliyeti] bakmanızı istiyorum.» Bana dedi ki: «Sen neyin peşindesin Birazdan mahkemeye çıkacaksın ama sen hala iş [operasyon] yapıp çalışmak istiyorsun» [Salah Şehade Ağustos 1988 tarihinden Mayıs 1989'a kadar işgal zindanlarında kaldı.] Biz cezaevindeyken Salah Şehade'yle yapacağımız çalışma konusunda ve buna göre hapishaneden çıkmadan önce kendimi bir işe [operasyon planına] hazırlamak üzere anlaştık.
Şekil 3 Kassam Tugayları'nın kurucusu olan Zekeriya eş-Şurbaci, 20 Nisan 1993 tarihinde şehit düştü.
Salah Şehade ile zindanda son görüşmemiz olan ikinci seferde onunla tekrar karşılaştım ve bana «Zekeriya eş-Şurbaci'yi [Çorbacı] gör» dedi. Tutukevindeyken Zekeriya eş-Şurbaci ile görüştüm; bana işlerin yolunda gideceğini ve hapishaneden çıkar çıkmaz inşallah bir işimiz [askeri operasyonumuz] olacağını söyledi. Zekeriya'yla zindandaki ilk görüşmemizde, bir iş organize etmeye başlamamızın zorunlu olduğunu belirtti. Ona «Ne iş yapacağız» diye sordum. Dedi ki: «Planlanan iş, bir İsrail askerini kaçırmak!»

1