KENDI DİLİNDEN KASSAM GENELKURMAY BAŞKANI MUHAMMED ED-DAYF (III)
Muhammed Aziz ile istişare edip anlaşarak iki gruba ayrılmaya karar verdik. İlk başta "Acaba Gazzelileri bir grupta, Batı Şerialıları ayrı bir grupta mı toplasak" diye düşündük ama "Hayır olmaz!" dedik. Çünkü ben genellikle işlerin bu şekilde (yani hemşehricilik odaklı) yürütülmesini sevmem. Nitekim Gazze'de İmad (Akil) ile birlikteyken bu yolda, hepimiz birbirine ülfet bağıyla kenetlenmiş tek bir aile gibi
yürüdük.
Batı Şeria'daki bizim için harika olan şuydu ki; geceleyin Batı Şeria halkı -özellikle köylüler- akşam ve yatsı namazından sonra uyurdu. Yatsıdan sonra dağlarda yürüyen kimseyi bulamazdınız. Biz ise yatsı namazından sonra tüm silahlarımızı kuşanır, dağlarda yürüyüş yapardık. Böylece bölgeyi tanır ve pratik bir ders alarak resmi düzenli bir ordu devriyesi gibi hareket ederdik. Aynı zamanda ben, ilk kez gerçek anlamda bir askeri eğitim alıyordum; antrenman yapıyordum.
İsrail ordusu, alay konusu oldu!
Batı Şeria'da çok sayıda operasyon düzenledik. Sadece Muhammed Aziz Rüşdi, 56 operasyonun bizzat sorumlusuydu. İbrani gazeteleri, Şin Bet'le (İsrail iç istihbaratı Şabak) alay ediyor ve küçümseyerek yazıyordu: "Bu insanlar nasıl hareket ediyor Sanki melekler ya da gökyüzündeki kuşlar gibiler. Hiçbir kontrol noktasına takılmadan yer değiştiriyorlar. Kibutzlara nasıl girebiliyorlar Güneyde yaşadıkları halde El Halil'de ve Ramallah'ta bir operasyon gerçekleştiriyorlar Beytüllahim'e veya Kudüs'e de girecekler mi Burada büyük barikatlar var ama nasıl buraya ulaşabiliyorlar Nasıl bu kadar kolay eylem yapabiliyorlar Birkaç operasyon gerçekleştirdiler, içlerinden bir tanesi bile tutuklanmadı veya yaralanmadı." Operasyonlarımız aksamadan üç veya dört kez aralıksız devam etti.
Yahya Ayyaş ile ilk görüşmem!
24 Eylül 1993 tarihinde Mühendis lakabıyla tanınan Kassam Genelkurmay Başkanı İmad Akil şehit düştü. Yolumuza devam ettik. Yüce Allah'ın takdiri işte!
Resim 9: Muhammed Aziz Rüşdi, 13 Eylül 1993 tarihinde, El-Halil yakınlarındaki "Vadi Sair" bölgesinde İsrail işgal güçleriyle girilen çok şiddetli bir çatışmada şehit oldu.
Ebu'l-Abd lakabıyla tanınan Yahya Ayyaş, o sırada (Ramallah'ın yaklaşık 20 kilometre kuzeybatısında yer alan) Arura'da bulunuyordu. Orada olduğunu biz bilmiyorduk, bilen hiç kimse de yoktu. Bir tek Abdurrahman el-Aruri bunu biliyordu. Bilen tek kişi oydu çünkü Yahya'nın çalışma yapacağı yeri ayarlayan oydu. Oradayken Abdurrahman, Yahya Ayyaş'a şöyle demiş: "Gazze'den gelen; silah ve teçhizatı olan insanlar var. Askeri operasyon düzenlemek istiyorlar. Ne dersin" Yahya Ayyaş, şöyle cevap vermiş: "Bırak da onlarla görüşeyim, hazırlıklara başlayalım; madem yanlarında silah var, bu demektir ki bir eylem gerçekleştirebiliriz."
Yahya Ayyaş ile buluştum ve bana, "Sen kimsin" diye sordu. Ona, "Ben Muhammed ed-Dayf! Gazzeliyiz!" dedim. O da, "Ben de Yahya Ayyaş! Bana Ebu'l-Abd derler" karşılığını verdi. Yahya Ayyaş, HAMAS'ın askeri kanadında basit patlayıcılarla işe başlayan ilk
kişiydi. Etkin bir operasyona imza atmayı da başardı. Büyük bir işe -patlayıcı üretme işine- öncülük etti. Zira patlayıcı işini icat eden ilk yenilikçi isimdir. Hiçbir şeyden (yoktan) maddeler var edebilirdi. Ümmü'l-Abd maddesinin uzmanıydı. Kendi icadı ve uzmanlığı olan bir maddeye onun lakabından esinlenerek "Ümmü'l-Abd" adını bile vermişlerdi. Zaten onun adı Ebu'l-Abd idi.
Yahya Ayyaş'ın sakin bir kişiliği vardı. Öylesine az konuşurdu ki, ona bir şey sormadıkça konuşmaz; sorulduğunda ise gerektiği kadar yanıt verirdi.
İbrahim Camii katliamı!
[Tıp doktoru olan Baruch Goldstein isimli radikal bir Siyonist, 25 Şubat 1994 günü el-Halil şehrindeki Harem-i İbrahim'de Müslümanları taradı. Ramazan ayının 15. günüydü. Cemaat, Cuma günü sabah namazı kılarken, Secde Sûresi okunuyordu. Müslümanların tilavet secdesi için topluca secdeye gittiği ve tamamen savunmasız kaldığı o anda arkalarından yaylım ateşi açarak büyük bir katliam yaptı.] Harem-i İbrahim (İbrahimi Camii) olayı sonucunda Harem'in içinde 28 ila 30 kişi, Harem'in dışında ise 30 kişi şehit oldu; Harem-i İbrahim katliamının sonucunda yaklaşık 60 şehit verdik. Sonra ne oldu peki! Ve sonrasında Harem kapatılıp ikiye bölündü. İnsanlar orada namaz kılamadı! Yani hem şehit edilen bizdik hem de Harem'e girmesi engellenen de biz olduk. [Kassam komutanı olarak bunun hesabını sormalıydık. Talimatımla 9 Nisan 1994'te Mısırlı İsam Mühennâ el-Cevherî ve Filistinli Hasan Mahmut Abbas, işgal altındaki Kudüs'te silahlı bir operasyon gerçekleştirdi. İşgalci başbakanın toplantı yapacağı mekânı hedef

1