Hz. Peygamber'in savaşlarını okurken hep kendimiz için bu savaşlardan dersler çıkarmaya ve ibretler almaya çalışırız. Bunda, cihat konusunun birinci derecede Müslümanları ilgilendiren bir ibadet olmasının payı büyüktür. Hz. Peygamber'in son elçi olduğuna inandığımız için ve Müslüman olduğumuz için de kendimize faydalı dersler çıkarmak, birincil amaç haline gelmiştir. Savaşın seyri, Müslümanların gücünün azlığı, ashabın Allah'a bağlılığı ve Mekke ordusunun kuvvetli ve donanımlı oluşu ve en sonunda da Müslümanların zaferi gözlerimizi parıldatır. İnanmış ama sayıca az bir topluluğun kalabalık, güçlü ve teçhizatlı bir orduyu alt edişini tekrar yaşar ve bununla iftihar ederiz. Burada şu soruyu sormak icap etmektedir: Acaba nüzul döneminde Bedir Gazvesi'nden kimin ders alması istendi Daha açık bir ifadeyle Bedir'de düşmanın yenilmesi kime gözdağıydı Kimin bu sonuca bakarak aklını başına alması gerekiyordu Bu soruları sormak için nüzul ortamına yani Bedir'den bahsedilen döneme inmemiz ve o ana temaşa etmemiz gerekir. Böylece bugünümüz için de bir ders alabilmemiz mümkün olur.
Bedir'deki Dersi Kim Almalı
İslam Tarihi derslerimizde Bedir Savaşı'nı genellikle Müslümanlara öğüt ve ders olarak anlatırız. Oysa bu savaştan bahseden ayetler, bu gazveden Yahudilerin ders almasını istemektedir. Meselenin anlaşılması için bu konudaki ayeti dikkatlice okumamız gerekir. İlgili ayet şöyledir:
(Bedir kuyularının yakınında) "karşı karşıya gelen şu iki grupta sizin için [lekum] büyük bir ibret [âyet] vardır: Biri Allah yolunda çarpışan (mümin) grup, diğeri ise gözleriyle [ra'ye'l-ayn] bunları kendilerinin iki misli imiş gibi gören [yeravnehum] kâfir grup. Allah, dilediğini yardımıyla [nasrihi] destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır." (Ali İmrân 3/13)
Müfessirlerin tamamına göre ayet, Hz. Peygamber ile Mekkeli müşriklerin, ilk kez 634 yılında Bedir'de karşı karşıya gelişini konu edinmektedir. Kâfir grup ile Mekke ordusu; Mümin grup ile Hz. Peygamber'in ordusu kastedilmektedir. Bu iki ordunun bir biriyle çarpışmasının âyet yani büyük bir ibret; ders alınması gereken bir mucize olduğu ifade edilmiştir. Ayette, bu dersi alması gereken kişiler hakkında lekum yani sizin için ifadesi geçer. Bu kişilerin nüzul döneminde kimler olabileceği sorusu, müfessirlerin üzerinde durduğu bir meseledir. Kelimeye Mukatil b. Süleyman, Ferrâ, el-Kelbî el-Kûfî (ö. 146/763), Taberî"sizin için ey Yahudiler" manası yüklemiştir. Dolayısıyla klasik dönemde Bedir'de sayıca az Müslümanların, kendilerinden iki kat kalabalık olan Mekkelileri yenmeleri, Yahudilerin ibret alması gereken bir hadise olarak anlaşılmıştır. Mekkelilerin sonuna bakarak akıllarını başlarına devşirmeli ve Hz. Peygamber'e boyun eğmelidirler. Bu konuda Mukatil b. Süleyman ayetin nüzul sürecini şöyle anlatmaktadır: "Bir Yahudi kabilesi olan Benî Kaynuka, Bedir Savaşı'ndan sonra Hz. Peygamber'e gelerek, tıpkı Mekkeli kâfirlerin Bedir günü savaştığı gibi onunla savaşacaklarına dair söz verdiler. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti vahyetti... Yahudiler savaş meydanında, kâfirlerin Müslümanların iki misli olduğunu da gördüler. O gün Kureyş ordusu yedi yüz kişiydi." İbn Cüzey'e göre peygamberimiz Bedir'den sonra bu Yahudileri Müslüman olmaya davet etmiş ama onlar "Kureyşliler de savaş mı bilirmiş Bizimle çarpışsaydın gerçek savaşın ne olduğunu anlardın" demişler. [1]
Bedir'de Bağlam ve Kıraatler
Tefsirde bağlam bilgisi adını verdiğimiz siyak-sibak ilmi, yorumlara önemli katkı sağlar. Buna göre ayeti, bir öncesindeki ayetin konu bütünlüğü içinde anlamak gerekir. Biz de Bedir konusunu bir önceki ayetiyle birlikte değerlendireceğiz. Değerlendirmenin kalıcı olması için bir hususu hatırlatalım:
Gençlerimizin topluca ve coşku içinde Hz. Peygamber'e hitap eden şu ayeti okuduklarını duymuşsunuzdur: "De ki: Ey Kâfirler! Yenileceksiniz [setuğlebûne] ve cehenneme sürükleneceksiniz!" (Ali İmrân 3/12) Acaba bu ayette geçen kâfirler ifadesiyle kimler kastedilmiştir Allah bunlara cehennemlik dediğine göre bu kişilerin ileride Müslüman olma ihtimali de kalmamıştır. Oysa Hz. Peygamber'in çağrısından sona pek çok kişi İslam'ı tercih etmiştir. Dolayısıyla küfürde karar kılmış ve asla yollarını değiştirmeyecek olan üstelik bu durum Allah tarafından ezelde de ifade edilmiş bulunan bu kâfirler kimdir Ferrâ ve Taberî başta olmak üzere müfessirlerin çoğunluğunun kanaatine göre bunlar, Benî Kaynuka Yahudileridir. Ayetin ister setuğlebûne ister seyuğlebûne kıraatiyle okunması, bu durumu değiştirmemektedir. Setuğlebûne kıraatini tercih edenler, Bedir'den bahseden bir sonraki ayetteki yeravnehum kelimesini ta ile yani teravnehum diye okumayı da mana bakımından tutarlı bulmaktadırlar. Kanaatimizce Mukatil'in yeravnehum ile ilgili yorumu esas alındığında ta ile okuma mecburiyeti de yoktur.
Ayetin bağlamını esas alarak yorum yapan İbn Cüzey'e göre lekum ifadesi hakkında "Kureşliler için, müminler için diye yorumlanmışsa da en doğru olan, Benî Kaynuka Yahudilerinin kastedilmiş olmasıdır. Zira bu yahudiler hakkında bir önceki ayette de setuğlebûne yani yenileceksiniz denmişti. Bu ayet Beni Kaynuka Yahudilerine bir tehdit; bunların yolunu sürdürenlere de bir ibrettir." İbn Cüzey yeravnehum kelimesinin ta ile yani teravnehum şeklinde kıraatini esas alarak ayete, "Yahudiler! Siz Bedir meydanına bakarken Mekke ordusunun Müslümanların iki misli olduğunu görüyorsunuz!" manası yüklemiştir. [2]

3