Kuzey Gazze'de Kanas Savaşları
Keskin nişancılardan bahsedildiğinde aklınızda hangi sahnelerin canlandığını veya hatırınıza hangi filmlerin geldiğini düşünün! Aklınıza Irak'ta işgalcilere dünyayı dar eden Bağdat keskin nişancısı Juba mı geldi mi Eğer bu ismi hatırlıyorsanız Siyonist Amerikan ortaklığındaki tasavvurdan kendiniz kurtardığınızı anlayabilirsiniz. Ancak Siyonist Amerikan ortaklığı için "American Sniper (2014)" filmini gösterime sokarak Iraklı mücahidin hayatını unutturmaya ve kendi kahramanlığını sergilemeye çalıştı.
Siyonist Amerikan prodüksiyonun özelliklerinden birisi de Yahudi'yi kahraman gösterme çabasıdır. Kapıdaki Düşman filmi (Enemy at the Gates, 2001), II. Dünya Savaşı sırasında Stalingrad Kuşatması'nda bir Sovyet ve bir Alman keskin nişancının düellosunu işler. Ama filimde ulu orta dolaşan iki Yahudi hiç eksik olmaz. Sovyet keskin nişancının başarısını bunlar sağlar. Birisi, Sovyet istihbarat/keskin nişancı birliğinde görev yapan kadın karakterdir. Güya ailesi Almanlar tarafından öldürülmüştür. Zaten filmde rol yapan kadın da (Rachel Weisz) filimde taklit ettiği kadın da (Tania Chernova) Yahudi'dir. Diğeri, başroldeki keskin nişancının popülaritesini ve kahramanlık imajını propaganda amacıyla öne çıkaran siyasi subaydır. Filmi izleyenler, filmin aksiyonu içerisinde hiç farkına varmadan Yahudilerin cesur, mazlum, vatanperver ve kahraman olduğuna inandırılır. Gerçekten böyle midir Günün birinde "Cebaliye: Keskin Nişancı Mezarlığı" başlıklı bir filmi çekilirse bu filmin konusunu, aşağıda hayatını vereceğimiz Muhammed Câsir oluşturmalıdır. Onun şahsında Rusya'nın milyonda biri kadar küçük bir kara parçası olan Gazze'yi, dünyanın en donanımlı ordusuna karşı savunan bir gencin öyküsünü içermelidir. Üstelik "Kapıdaki Düşman" filminde dronlar, radarlar, uydu görüntüleri, termal kameralar ve casus uçaklar bulunmaz. Ama Muhammed Ebu Câsir, tüm bunlara rağmen bir efsaneye imza atar.
Kassam'ın Kanas Birliği
Uzun namlulu, dürbünlü ve yüksek hassasiyetli silahlar kullanarak uzak mesafeden hedefe atış yapan askeri veya güvenlik personeline keskin nişancı adı verilir. Türkçede bu kişiye avcı er veya uzman nişancı da denmektedir. Kassam Filistin'in tüm bölgelerinde keskin nişancıların yetiştirilmesine ve uzun mesafede hedefleri tamamen etkisiz hale getirecek silahların geliştirilmesine büyük önem vermiştir.
Aksa Tufanı'ndan önce yaşanan çatışmalar, direnişçilere yeteneklerini sahada görebilme imkânı vermişti. Yani bir tür eğitim fırsatı doğmuştu. Direnişçiler kısa sürede kanas kullanımında ileri düzeye erişti. Mesela Kassam, 2014 yılındaki al-ʿAṣf al-Maʾkūl Savaşı'nda dürbünü ortalayarak İsrail askerini kafasından vurarak öldürmüştü. İbrani medyası, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un doğusunda savaş sırasında, Filistinli bir keskin nişancının mermisiyle vurulan ve ardından arkasında mevzilenmiş İsrailli askerin başına isabet eden bir tüfek dürbününün fotoğrafını ancak 2017 yılında yayınlayabildi.
2014 yılındaki savaşın ardından bir sükûnet dönemi yaşandı. Kassam Keskin Nişancı Birliği çalışmalarını arttırdı. Kassam, 2014 yılından itibaren Ğavl yapımı keskin nişancı silahını seri şekilde üretti. Filistin yapım bu silah 14,5 mm kalibreli ve 2 kilometreye kadar menzile sahipti. Adını Kassam komutanı Adnan el-Ğavl'dan alıyordu.
Savaştan dört yıl sonra 20 Temmuz 2018'de Givati Tugayı mensubu Başçavuş Aviv Levi (21 yaşındaki), Gazze'de Kassam keskin nişancısı tarafından öldürüldü. Mermi, giydiği çelik yeleği delip geçmişti. Oysa İsrail askerlerinin yelekleri, Amerikan standartlarına göre 4. seviye seramik yeleklerle en üst koruma düzeyindedir. Yelekler, Kalaşnikov, M-16 ve hatta Mag makineli tüfek ateşine bile dayanabilir. Aviv Levi, 2014'deki savaştan sonra öldürülen ilk işgalci olmuştu. İsrail, olayda çelik yelekleri delebilme özelliği olan İran yapımı bir tüfek kullandığını iddia etti.
Bir Keskin Nişancı Yetişiyor
İsrail'in en fazla güvendiği birliklerin başında keskin nişancı bölüğü gelir. Bunlar Filistinli göstericileri, Amalek öldürme ibadeti adı altında katleden profesyonel katillerden oluşur. Batı ülkelerinde yetiştirilmişlerdir. Ancak Muhamed el-Câsir'in cesareti onların titreyerek silahlarına sarılmalarına neden oldu.
Tarihler 21 Ağustos 2021'i gösterirken Gazze başta olmak üzere Filistin'in her yerinde gösteriler ve büyük protestolar başladı. Zira o gün yani 21 Ağustos 1969 günü Siyonistler'in Mescid-i Aksa'yı yakmalarının yıl dönümüydü. Selahaddin Eyyûbî'den kalan tarihi minber de bu olayda yakılmıştı. Sabah yedide kundaklamayla başlayan yangın, ikindiye kadar ancak kontrol altına alınmış ve Müslümanlara ait tarihi eserlerin pek çoğu yok olmuştu.

1