Aksa Tufanı'nın üçüncü yıl dönümünde bir gerçek: Gazzeli direnişçiler, İsrail'in planını nasıl boşa çıkardı (4)

"Generallerin Planı" boşa çıkıyor: Kronoloji ve tarih

"Generaller Planı" çerçevesinde İsrail, Cebaliye'ye üç kez dünyanın en güçlü tank ve piyade birlikleriyle taarruz etti. İngiliz casus uçakları sürekli Gazze üzerinde uçarak mücahitlerin hareketlerini 8200 birimine aktarıyordu. Dünyanın farklı yerlerindeki Amerikan merkezli radar sistemleri de İsrail'e atılan füzeleri erken uyarı sistemiyle haber veriyor ve atılan füzelerin konumlarını tespit ederek İsrail'in buralara bomba yağdırmasını temin ediyordu. Dünyanın farklı yerlerinde örgütlenmiş Yahudiler tarafından kurulan bilişim şirketlerini ve bunların ürettiği sistemleri idaresini ellerinde bulunduran Siyonistler, buradaki verileri, cep telefonu sinyallerini ve Gazzelilerin sosyal medya bilgilerini İsrail'e ulaştırıyordu.

Aksa Tufanı'na iyi çalışmış olan mücahitler, Cebaliye'yi savunmuş ve tam üç kez dünyanın en güçlü tank ve piyade birliğini püskürtmeyi başarmıştı. Güçlerin karşılaştırılamayacak derecede orantısız olduğu Aksa Tufanı savaşında İsrail, sadece piyadeler ve Merkava tankları kullanmıyordu. Casus uçaklar, dronlar, savaş uçakları, uydu görüntüleri, cep telefonu sinyalleri, sosyal medya ağlarındaki yazışmaların 8200 İstihbarat birimi tarafından deşifre edilerek mücahitlerin hareketlerinin tespit edilmesi gibi en ileri tekniklerden yararlanıyordu. Mücahitler bütün bu tekniklere karşı donanımlı ve hazırlıklıydı. Tüm güçleriyle Cebâliye'yi savundular. Cebâliye'de yaşanan sadece bir olay, mücahitlerin mahalleyi ölümüne savunduklarını gösteren tablolardan birisidir.

Kassam "Generaller Planı"na karşı savunma yaparken İsrail'in en güçlü tank birliği olan 401'inci "Demir İzleri Tugayı"nın komutanına ulaşabilmiş ve onu öldürmeyi başarmıştı. Bu tugay, İsrail İşgal ordusunun 162. Tümeni'nde yer alan bir zırhlı tugaydı. Bu birlik Merkava tankının en yeni ve gelişmiş modeli olan Mark 4'ü kullanır. Bu model, personel güvenliğini en üst düzeye çıkarmasıyla dikkat çekmiştir. Ayrıca "Trophy" aktif füze koruma sistemiyle donatılmıştır. Tugayın komutanı ise İhsan Daksa [Ehsan Daxa إحسان دقسة] isimli Dürzi bir albaydı. Daha önce Refah'ta mücahitlerle savaşmıştı ve kent savaşı tecrübesine sahipti. Kuzey'de yenilen İsrail ordusuna destek için emrindeki tüm tanklarla ve D9 tipi buldozerlerle buraya intikal etti. Cebâliye soykırımının, Şifa Hastanesi katliamının, Zeytin Mahallesi talanının ve Beythanun yıkımının sorumlusuydu. Mücahitler tarafından öldürülerek ismini "Siyonizm uğrunda ölen köleler"in adlarının yazıldığı Yad La-Shiryon Müzesi'ne kaydettirmeyi başardı.

20 Ekim 2024 günü Cebâliye'yi savunan mücahitler, onunla üç koruma subayının bulunduğu komuta tankı başta olmak üzere bunlara koruma görevi yapan onlarca tankı pusuya düşürdü. Çok sayıda İsrail tankı imha edilirken komutan da olay yerinde öldürüldü. Mücahitlerin "Generaller Planı" karşı savunmasında öldürdükleri en yüksek rütbeli İsrail subayı ve Gazze'deki savaşın başlangıcından bugüne kadar öldürülen dört albaydan biri oldu. Radarlarla, uydularla takip edilip dronlarla gözetlenen ve dünyanın en güçlü Merkava tankı içinde bulunan üstelik pek çok tank tarafından da çevresinde güvenlik tedbiri alınan bir alanda bu kadar önemli bir yetkilinin öldürülmesi, İsrail'i sarstı. Cebâliye düşmemeye kararlıydı.

Siyonizm'in Cebâliye sansürü

Siyonistler Cebâliye'de yaşadıkları yenilgiyi kamufle edebilmek için her türlü yalanı ve sansürü kullandı. Mücahitler, işgalcileri yemliyor; yemi yutup kendilerini takip eden işgalcileri, daha evvel direnişçilerin patlayıcı döşediği binalara ya da tünellere çekiyorlar ve imha ediyorlardı. Ancak İsrail, büyük bir manipülasyonla kendi kamuoyunu motive ediyordu. Gazeteciler de hazırdı. İmha edilen tanklar, "tankın içinde mühimmatın bilinmeyen bir nedenle patlamasıyla" havaya uçuyordu. Binalardaki Siyonistler, "dost ateşiyle" kazara ölüyordu. Tank küle olup içindeki tüm Siyonistler kömürleşiyordu ama ölenlerden birisinin vücuduna, üzerinde muharref Tevrat taşıdığı için ilahi lütuf (!) gereği alev bile dokunmuyordu. Bu yalanların yanı sıra zaten İsrail'de ordunun resmi açıklaması olmadan bir işgalcinin mücahitler tarafından öldürüldüğünü açıklamak, vatan ihanetle yargılanmaya yol açmaktadır. Aileler bile askerlerden izin verilmedikçe bu konuyu açıklayamaz.

Mücahitlerin operasyonları sansürlenerek İsrail gazetelerinde şu cümlelerle yer buluyordu: "İsrail Savunma Kuvvetleri'ne ait bir tankın yanlışlıkla İsrail güçlerinin bulunduğu bir binaya ateş açması sonucu, Paraşütçü Tugayı'nın 202. Taburu'ndan beş savaşçı hayatını kaybetti. Bu olay, İsrail Savunma Kuvvetleri sözcüsü tarafından doğrulandı. Olayda yedi savaşçı daha yaralandı, bunlardan üçünün durumu kritik."[1] Ancak İsrail gazeteleri "İşgal tanklarının, Cebâliye'de meydana gelen düzinelerce roket güdümlü el bombası saldırısı nedeniyle aşırı baskı altında olduğunu" da ilave edemeden geçemiyordu.[2]

Siyonist kaynaklar, mücahitlerin günde ortalama 24 operasyon yaptığını ve bunun saat başı baskın manasına geldiğini kaydediyordu. Mayıs 2024'ün son günlerinde İsrail ordusunun Gazze'nin kuzeyindeki Cebâliye mülteci kampına düzenlediği ikinci büyük kara operasyonu (istilası) sonrasındaki resmi ordu (IDF) raporlarına ve askeri analizler mücahitlerin beş günlük direnişi şu şekilde kamuoyuna aktarmıştı:

"İlk beş gün içinde birliklerimize 120 tanksavar füzesi ateşlendi. İlk hafta boyunca 341 operasyonel olay (saldırı ve patlama) yaşandı. Silahlı çatışmalar daha az, doğrudan çatışmalar ise daha fazlaydı. Mücahitler ağırlıklı olarak RPG'ler ve daha az sıklıkla Kalaşnikovlar kullandı."[3]

Mücahitler, İsrail tanklarını imha ediyor, cayır cayır yanan ve sonunda küle dönen tankın önünde görüntü alıp yayınlıyordu. Tankların saatlerce yanmasına rağmen hiçbir işgalci cesaret edip tankların bulunduğu bölgeye giremiyordu.