Unutmadan hatırlamak gerek

Bir beslenme uzmanı olarak özellikle altını çizmek istediğim nokta şu: Alzheimer'ı önleyen tek bir besin yok. Ne bir avuç ceviz ne bir takviye ne de hafızayı güçlendiriyor iddiasıyla karşınıza çıkan mucizevi bir ürün tek başına beyninizi koruyabilir. Önemli olan, yıllar boyunca sürdürdüğümüz beslenme alışkanlığı.

Alzheimer beyinde ilk değişiklikleri yaratmaya başladığında, bunu henüz fark etmiyor olabilir misiniz Bugün bilim dünyasının üzerinde en çok durduğu sorulardan biri bu. Eylül, Dünya Alzheimer Ayı. Bu yılın küresel mesajı da tam olarak bunun üzerine: "Ne kadar erken bilirseniz, o kadar fazlasını yapabilirsiniz." Erken tanı yalnızca hastalığa bir isim koymak değil, geleceği planlamak, uygun desteğe ulaşmak ve yeni tedavi seçeneklerini değerlendirebilmek için de zaman kazanmak anlamına geliyor.

Üstelik bugün Alzheimer'ı birkaç yıl öncesinden çok daha farklı konuşuyoruz. Hastalığın biyolojisini hedefleyen yeni ilaçlardan kan testlerine, yapay zekâ destekli erken tanı çalışmalarından değiştirilebilir yaşam tarzı faktörlerine kadar bilim hızla ilerliyor. Belki de en önemlisi artık beyin sağlığının yalnızca ileri yaşlarda düşünülmesi gereken bir konu olmadığını biliyoruz.

Her unutkanlık Alzheimer değil

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, 2021 yılında dünyada yaklaşık 57 milyon kişi demans ile yaşıyordu ve her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vaka ortaya çıkıyor. Alzheimer hastalığı ise demans vakalarının yaklaşık yüzde 60-70'ini oluşturuyor. Demans tek başına bir hastalığın adı değil; hafıza, düşünme, karar verme ve günlük yaşam becerilerindeki bozulmayı tanımlayan genel bir şemsiye kavram. Alzheimer ise bunun en sık görülen nedenlerinden biri.

Bu nedenle zaman zaman bir ismi hatırlayamamak ya da anahtarınızı nereye koyduğunuzu unutmak, tek başına Alzheimer anlamına gelmiyor. Asıl dikkat edilmesi gereken, bilişsel değişikliklerin günlük yaşamı etkilemeye başlaması. Aynı soruyu tekrar tekrar sormak, daha önce kolaylıkla yapılan işleri yapmakta zorlanmak, tanıdık bir yerde yön bulamamak veya kelime bulma güçlüğünün belirginleşmesi değerlendirilmesi gereken işaretlerden bazıları.

Erken tanı için önemli bir adım

Artık hastalığı yalnızca belirtiler ortaya çıktıktan sonra yönetmek yerine, beyindeki değişiklikleri daha erken yakalamaya ve ilerleyişini yavaşlatmaya yönelik çalışmalar ön planda. Bunun dikkat çekici örneklerinden biri kan testleri. Alzheimer ile ilişkili amiloid patolojisinin değerlendirilmesine yardımcı olan ilk kan testi, 2025 yılında ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylandı. Böylece PET görüntüleme veya beyin-omurilik sıvısının incelenmesi gibi yöntemlerin yanında daha ulaşılabilir olabilecek yeni bir seçenek ortaya çıktı. Bu test tek başına Alzheimer tanısı koymuyor, sonuçların klinik değerlendirmeyle birlikte yorumlanması gerekiyor. Ancak erken tanının geleceği açısından önemli bir adım.

Bir diğer gelişme ise yapay zekâ alanında. Araştırmacılar sağlık kayıtlarını ve beyin görüntülerini analiz eden makine öğrenmesi modelleriyle Alzheimer riskini ve hafif bilişsel bozukluğun ilerleyişini daha erken öngörmeye çalışıyor. Bazı modellerin, hafif bilişsel bozukluğu olan bireylerde Alzheimer'a ilerleme olasılığını belirlemede umut verici sonuçlar verdiği bildiriliyor.

Riski azaltmak mümkün mü

Belki de en umut verici noktalardan biri burada. Genetik mirasınızı veya yaşınızı değiştiremeyebilirsiniz, ancak beyin sağlığınız üzerinde etkili olan faktörlerin tamamı kontrolünüz dışında değil. 2024 Lancet Demans Komisyonu, yaşam boyunca üzerinde çalışılabilecek 14 değiştirilebilir risk faktörüne dikkati çekiyor: Düşük eğitim düzeyi, işitme kaybı, yüksek LDL kolesterol, depresyon, travmatik beyin hasarı, fiziksel hareketsizlik, diyabet, sigara, hipertansiyon, obezite, aşırı alkol kullanımı, sosyal izolasyon, hava kirliliği ve tedavi edilmeyen görme kaybı. Bu faktörlerin ele alınmasının demans vakalarının önemli bir bölümünü önleme veya geciktirme potansiyeline sahip olabileceği düşünülüyor. Burada mesaj ise oldukça net: Beyin sağlığı yaşam boyunca birikiyor. Yani 70 yaşındaki beyninizin sağlığı yalnızca 70 yaşında yaptıklarınızla ilgili değil. Orta yaşta kan basıncı, ne kadar hareket ettiğiniz, metabolik sağlığınız, sosyal ilişkileriniz ve beslenme alışkanlıklarınız da bu hikâyenin parçaları.