İki yaşından önce ne yediğinizi hatırlıyor musunuz Muhtemelen hayır... Peki ya bedeniniz hatırlıyorsa Anne karnından başlayıp, ikinci yaşın sonuna kadar uzanan ilk bin gün, yaşam boyu sağlığın temellerinin atıldığı en kritik dönemlerden biri. Organların geliştiği, metabolizmanın şekillendiği ve bağışıklık sisteminin olgunlaştığı bu süreçte yalnızca bedeniniz değil; besinlerle kurduğunuz ilişki ve tat tercihleriniz de şekillenmeye başlıyor.
Geçtiğimiz ay yayımlanan dikkat çekici bir araştırma ise bu dönemin izlerinin sandığımızdan çok daha uzun süre bizimle kalabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar oldukça çarpıcı bir sorunun peşine düşmüş. İlk bin günde ne kadar şekerle karşılaştığınız, 50 hatta 70 yıl sonraki sağlığınızla ilişkili olabilir mi
70 yıl önce başlayandoğal bir deney
Böyle bir soruyu klasik bir klinik araştırmayla cevaplamak neredeyse imkânsız. Bir grup bebeğe daha fazla, diğer gruba daha az şeker verip, ardından onları 70 yıl boyunca takip edemezsiniz. Ancak İngiltere'de yaşanan tarihsel bir olay araştırmacılara adeta doğal bir deney ortamı sunmuş.
II. Dünya Savaşı sonrasında kıtlık nedeniyle İngiltere'de şeker tüketimi uzun süre karneyle sınırlandırılmıştı. Eylül 1953'te şeker kısıtlamasının sona ermesiyle tüketim neredeyse iki katına çıktı. Böylece yalnızca birkaç ay arayla doğan çocuklar, anne karnında ve yaşamlarının ilk yıllarında oldukça farklı şeker ortamlarına maruz kaldılar.
Araştırmacılar da tam olarak bu farkın peşine düşüyor. 1951-1956 yılları arasında İngiltere'de doğmuş 64 binden fazla kişinin verileri incelenmiş. Bazıları ilk bin gününün büyük bölümünü şekerin kısıtlı olduğu dönemde geçirirken, daha sonra doğanlar giderek daha kısa süre bu kısıtlamaya maruz kalmış. Yıllar sonra sağlık kayıtlarına bakıldığında ise oldukça dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.
Onlarca yıl sonra ortaya çıkıyor
Yaşamlarının ilk döneminde şeker kısıtlamasına daha uzun süre maruz kalan kişilerde meme, prostat, karaciğer, rektum ve akciğer kanseri görülme sıklığının daha düşük olduğu görülmüş. En büyük fark karaciğer kanserinde, insidans yaklaşık yüzde 69 daha düşük olarak belirtiliyor.
Meme kanserinde ise fark yaklaşık yüzde 36 düzeyinde.
Altını çizmek istediğim şey şu, bu farklılıklar çocukluk döneminde değil, şeker kısıtlamasının sona ermesinden onlarca yıl sonra belirginleşmeye başlamış. Yani araştırmanın işaret ettiği şey yalnızca çocukken daha az şeker tüketmek değil. Erken yaşam dönemindeki beslenme ortamının, ilerleyen yıllarda ortaya çıkan sağlık sonuçlarıyla ilişkili olabileceği.
Takvim yaşı aynıbiyolojik yaş farklı
Hepimizin nüfus cüzdanında yazan bir yaşı var; bir de hücrelerimizin nasıl yaşlandığını anlatan biyolojik yaşımız. Araştırmacılar erken dönemde daha uzun süre şeker kısıtlamasına maruz kalan bireylerde daha uzun telomerler gözlemlemiş. Kromozomların uçlarında bulunan telomerleri, genetik materyali koruyan küçük kapaklar gibi düşünebilirsiniz. Yaşla birlikte genellikle kısalırlar ve bu nedenle biyolojik yaşlanmanın göstergelerinden biri olarak değerlendirilirler. Çalışmadaki tahminlere göre gözlenen telomer farkı yaklaşık 2.2 yıllık daha yavaş biyolojik yaşlanmaya karşılık geliyor.

12