Geleceğin sofrasını kurarken

Bir an için 2050 yılının mutfağına gittiğinizi hayal edin. Tezgâhınızda bugün bildiğiniz domates, mercimek, buğday var mı Yoksa besinleri farklı kaynaklardan mı alıyorsunuz Belki de buzdolabınız, içindeki besinlerin ne zaman bozulacağını bizden önce biliyor. Peki ya tabağınızdaki gıdaların besin değeri Bugün yediğinizle aynı mı olacak

Geleceğin gıdaları konuşulduğunda akla genellikle laboratuvarlar, robotlar ve yapay zekâ geliyor. Oysa gıdanın geleceği bazen bir tohumda, bazen de binlerce yıldır kullandığımız fermantasyon yönteminde saklı olabilir.

16 Ekim Dünya Gıda Günü'nün 2026 yılı teması tam da bu düşünceye davet ediyor: "Bugün yenilik yapın. Yarını besleyin." Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), bu yıl inovasyonun geleneksel bilgiyi bilimle buluşturmanın, kaynakları daha verimli kullanmanın ve besleyici gıdayı herkes için erişilebilir kılmanın da yenilik olduğunu vurguluyor.

Siz bu satırları okurken ben de FAO Gıda Şampiyonu olarak Roma'da, FAO Genel Merkezi'nde düzenlenen Dünya Gıda Günü töreninde ülkemi temsil ediyor olacağım. Dünyanın dört bir yanından gıda sistemlerinin geleceği için çalışan isimlerle aynı çatı altında buluşmak benim için büyük bir gurur ve sorumluluk. Çünkü gıdanın geleceğini konuşmak, bugün nasıl bir dünya inşa ettiğimizi de konuşmak demek.

Geleceğin en büyük sorusu

Burada önemli bir ayrım var. Bir insanın yeterli kalori alması, mutlaka yeterli beslendiği anlamına gelmiyor. Protein, demir, çinko ve diğer mikro besin öğelerinden yetersiz bir beslenme düzeni, farklı beslenme sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle geleceğin gıda sistemlerini değerlendirirken yalnızca üretim miktarına değil, üretilen her lokmanın besleyici değerine de bakmamız gerekiyor. FAO'nun 2026 yılında yayımladığı son verilere göre, dünyada yaklaşık 645 milyon insan açlıkla karşı karşıya. Yaklaşık 2.7 milyar insan ise besleyici ve dengeli bir beslenme düzenini ekonomik olarak karşılayamıyor. Üstelik bu konu iklim değişikliğiyle düşündüğümüzden çok daha yakından ilişkili.

Besin değerinideğiştirebilir mi

İklim değişikliği denildiğinde genellikle kuraklık ve azalan tarımsal verim aklınıza geliyor olabilir. Ancak atmosferde artan karbondioksit düzeyi, bazı bitkilerin besin öğesi içeriğini de değiştirebiliyor. Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, yüksek karbondioksit koşullarında yetiştirilen buğday ve pirinç gibi bazı temel gıdalarda demir ve çinko konsantrasyonlarının azalabildiğini gösterdi. Yani gelecekte gıdanın bize ne kadar besin öğesi sağlayabildiği de önemli bir mesele olabilir. Bu noktada tarımsal inovasyonun yeni görevi, iklim koşullarında besin değerini koruyabilen ürünler geliştirmek.

Toprağın altındakigörünmeyen dünya