Son yıllarda beslenme dünyasında 'geleceğin gıdası' kavramı giderek daha fazla konuşuluyor. Artan nüfus, azalan su kaynakları ve iklim krizi sadece bugün ne yediğimizi değil, yarın ne yiyeceğimizi de sorgulamamıza neden oluyor. Bilim insanları bu soruya yanıt ararken, aslında gözden kaçırılan çok tanıdık bir grup gıda var; baklagiller.
Geleceğin gıdasında aranan özelliklere baktığımızda, daha az su kullanımı, toprağı tüketmek yerine iyileştirme kapasitesi, yüksek besin değeri, minimum işleme gereksinimi ve uzun süre saklanabilirlik ön plana çıkıyor.
Bu kriterler bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo oldukça net. Baklagiller, geleceğin beslenme ihtiyaçlarına şaşırtıcı derecede uyumlu. Nasıl mıMercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye gibi baklagiller kuraklığa dayanıklı yapıları sayesinde suyu verimli kullanır. Bitkisel protein açısından zengin olmaları aynı zamanda çevre dostu bir protein kaynağı hâline getirir. Üstelik bu protein, hayvansal kaynaklara kıyasla çok daha düşük bir çevresel maliyetle elde edilir.
Protein meselesine daha yakından bakmak
Evet, baklagiller söz konusu olduğunda protein konusu sıkça gündeme gelir. Ancak burada yalnızca protein miktarına odaklanmak, büyük resmi kaçırmamıza neden olur. Baklagiller lif, vitamin ve mineral açısından da zengin bir besin grubudur.
Bu bütüncül yapı baklagilleri uzun süre tok tutan, kan şekerini dengeleyen ve bağırsak sağlığını destekleyen bir gıda hâline getirir. Baklagiller, proteinle birlikte lif sağlayarak sindirim sistemine katkı sunar. GLP-1 hormonunun doğal destekçisidir. Bu nedenle baklagilleri etle birebir kıyaslamak yerine, farklı ama tamamlayıcı bir protein kaynağı olarak değerlendirmek çok daha doğru bir yaklaşımdır.
Bilimsel araştırmalarne söylüyor
Baklagillerle ilgili en yaygın ikinci ön yargı ise şişkinlik ve gaz problemidir. Birçok kişi baklagil tükettikten sonra yaşadığı sindirim sorunlarını, bu besinlerin 'zor sindirilen' yapıda olmasına bağlar. Oysa çoğu zaman sorun nasıl hazırlandığında yatmaktadır.
Bir gece önceden suda bekletmek, haşlama suyunu dökmek gibi yöntemler sindirimi bir miktar kolaylaştırabilir. Ancak asıl fark yaratan yöntem filizlendirmedir. Filizlendirme sürecinde baklagiller biyolojik olarak aktif hâle gelir, enzimler devreye girer ve sindirimi zorlaştıran fitik asit, lektin gibi antibesinsel öğelerin miktarı önemli ölçüde azalır. Bu da baklagillerin gaz ve şişkinlik yapma potansiyelini ciddi şekilde düşürür.
Journal of Food Science and Technology dergisinde yayımlanan bir araştırma, filizlendirme sürecinin baklagillerdeki proteinlerin biyoyararlanımını artırdığını ve sindirimi kolaylaştırdığını gösteriyor.

9