Yemek ve hafıza ikisi de bir hikayenin içinde

Geçen gün İzmir GastroFest'in yaratıcısı Hande Arslanalp'le bu yılki festivali konuşuyorduk.

Dokuzuncu yılına ulaşan GastroFest'in bu yılki teması "Yemek ve Hafıza".
Bugün yine kendi yerinde İzmir Havagazı Fabrikası'nda harika etkinlikler ve konferanslarla başlıyor.
Temayı duyunca aklıma önce annelerimizin yemekleri geldi.
Çocukluğumuzda evin kapısını açtığımızda mutfaktan gelen kokuları hatırladım.
Daha sofraya oturmadan ne piştiğini anlardık.
Bazı yemeklerin kokusu hala o yıllara götürür bizi.
İlginçtir, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin bazı tatları unutmuyoruz.
Belki de yemekle kurduğumuz ilişki sandığımızdan çok daha derin.
Hande Arslanalp de bu yıl tam olarak bu ilişkiyi sorgulamak istediklerini anlatıyor.
Çünkü yemek yalnızca karnımızı doyurmuyor.
Aile geçmişimizi, yaşadığımız coğrafyayı, göçleri, gelenekleri ve alışkanlıklarımızı da taşıyor.
Bir anlamda hepimizin kişisel tarihinin bir parçası.

Haberin Devamı

ARTIK ANNELERİMİZDEN DEĞİL
İNTERNETTEN ÖĞRENİYORUZ

Hande Arslanalp'le konuşurken üzerinde durduğumuz konulardan biri de değişen yemek alışkanlıklarımızdı.
Eskiden yemek tarifleri annelerden, anneannelerden öğrenilirdi.
Ölçüler de bugünkü gibi değildi.
Bir tutam tuz, göz kararı un, aldığı kadar su...
Üstelik tarifin yanında bir hikaye de aktarılırdı.
O yemeğin kimden öğrenildiği, hangi bayramda yapıldığı, ailede kimin çok sevdiği...
Şimdi telefonumuzu açıyoruz.
Birkaç saniye içinde dünyanın öbür ucundaki bir şefin tarifine ulaşabiliyoruz.
Üstelik bütün ölçüler gramına kadar belli.
Bu elbette güzel bir gelişme.
Ama aklıma bir soru takılıyor.
Tarifleri bu kadar kolay öğrenirken yemeklerin hikayelerini kaybediyor olabilir miyiz
Hande Arslanalp, bu yıl festivalde tartışılacak önemli konulardan birinin de bu olduğunu söylüyor.
Sosyal medya sayesinde farklı mutfakları tanıyoruz ama kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak hafızası nasıl korunacak
Bence üzerinde düşünmeye değer.
Çünkü bir yemeği aynı malzemelerle yapabilirsiniz.
Ama o yemeğin aile içindeki yerini, hatırasını, yarattığı duyguyu aynı kolaylıkla yeniden üretemezsiniz.

Haberin Devamı

Bir de "Hafıza Duvarı" oluşturulacak

İzmir GastroFest'i 2018 yılından beri yakından takip ediyorum.
Hatta kuruluş fikrinin konuşulduğu ilk toplantılara tanıklık edenlerden biriyim.
Hande Arslanalp ve arkadaşları yola çıkarken İzmir'in gastronomi turizminde kendine özgü bir hikayesi olması gerektiğini düşünüyordu.
Bugün dokuzuncu yıla ulaşılması, o fikrin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor.
Üstelik GastroFest her yıl farklı bir konuyu gündeme taşıdı.
Göç, pazarlar, iletişim, toprak, su, iklim değişikliği, gıdanın egemenliği ve geçen yıl yemekle sanatın ilişkisi...
Bu yıl ise geçmişimize dönüyoruz.
Ama nostalji yapmak için değil.
Geçmişten geleceğe ne taşıyabileceğimizi konuşmak için.
Bugün Tarihi Havagazı Fabrikası'nda düzenlenecek festivalin programında bu açıdan ilginç etkinlikler var.
Örneğin "Kayıp Tarifler Atölyesi".
Unutulmaya yüz tutmuş yemekler yeniden yapılacak.
Ustalarla genç şefler aynı mutfakta buluşacak.
Bir başka etkinliğin adı "Çocukluk Tabağım".
Ayrıca farklı şehirlerden anne yemekleri, Ege otlarıyla hazırlanan lezzetler ve geleneksel tarifler de gündemde.
Bir de "Hafıza Duvarı" oluşturulacak.
Ziyaretçiler yemeklerle ilgili kendi hikayelerini yazıp bırakabilecek.
Bu fikri özellikle sevdim.
Çünkü bazen sıradan görünen bir yemek, bir insanın hayatındaki en önemli hatıranın parçası olabiliyor.

Haberin Devamı

Bir şehir mutfağını kaybederse...

Aslında bu konu İzmir açısından da önemli.
Çünkü İzmir mutfağı, farklı kültürlerin yüzyıllar boyunca birbirine karışmasıyla oluşmuş.