Su yönetimi artık bir zorunluluk

İZMİR Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'la konuşurken, "Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği'nin ev sahipliğinde su zirvesi yapılacak. O toplantıda İzmir için önemli bir yol haritası da açıklayacağım" dedi.

Su Konferansı, 13 Ocak'ta İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi'nde gerçekleştirilecek.

ESİAD ile birlikte Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Borsası da bu zirveye katkıda bulundu.

Tugay, geçenlerde mini bir çalıştay yapmış.

Belediyede ilgili bütün birimlerin yöneticilerini toplamış ve iklim kriziyle ilgili yapılabilecekleri masaya yatırmışlar.

Su Konferansı'nda neler açıklayacağını merak ediyorum.

Ama şunu söylemem gerek:

Böylesine devasa bir problemde sadece yerel yönetimlerin projeleri yeterli olmaz.

O yüzden mutlaka devletin de desteği alıp ortak yatırımlar da gerekir.

Nitekim, ESİAD Başkanı Sibel Zorlu da su kriziyle kolektif hareket etmenin önemli olduğunu vurguluyor ve "Su artık yalnızca doğal bir kaynak değil, üretim politikalarından kent yaşamına kadar uzanan geniş bir alanda stratejik bir belirleyici haline geldi" diyor.

Haberin Devamı

Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar ise fotoğrafın sanayi cephesini çiziyor:

"Artan nüfus, azalan su kaynakları ve iklim değişikliği ile derinleşen kuraklık suyu gezegenin bir numaralı gündemi haline getirdi."

Sanayiden tarıma, enerjiden günlük yaşama kadar her alanda suyu daha verimli kullanmak zorundayız.

Bu yüzden geri kazanım, yağmur suyu hasadı ve döngüsel su yönetimi artık 'iyi niyet' değil, zorunluluk.

İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli ise tabloyu daha sert çiziyor:

"2040 yılında Türkiye, yoğun su stresi yaşayacak ilk 20 ülke arasında yer alıyor."

Ve ekliyor:

"Ülkemizde tüketilen suyun yaklaşık yüzde 77'si tarımsal üretimde kullanılıyor. Buna rağmen vahşi sulama hâlâ yaygın."

Son 50 yılda 36 gölün kuruduğu bir ülkeden söz ediyoruz.

14 göl daha risk altında.

Bütün bu alıntılar bize şunu söylüyor:

Sorun net, veriler ortada, zaman daralıyor.

Büyük şehirlerin su vizyonu ancak kamu, sanayi, tarım ve merkezi yönetim aynı anda hareket ederse hayata geçebilir.

Aksi halde iyi niyetli projeler, kuruyan barajlar kadar sessiz kalır.

Su artık çevre başlığı değil.

Bir kalkınma, bir güvenlik ve bir gelecek meselesi.

Haberin Devamı

İklim krizinin etkisi artık yeni normalimiz

BÜYÜK şehirlerin su meselesini konuşurken yıllardır aynı cümleye sığınıyoruz:

"Bu yıl yağmur yağmadı."

Oysa artık mesele bu kadar basit değil.

Geçen gün İzmir Valisi Süleyman Elban'ı dinlerken şunu düşündüm.

Biz hala eski iklimin refleksleriyle konuşuyoruz, oysa karşımızda bambaşka bir iklim var.

Vali Elban, çok net bir şey söylüyor:

"Yağış miktarı aslında değişmemiş gibi görünüyor. Ama yağışlar çok düzensiz."

İklim krizini anlatan bir cümle daha…

Eskiden yağmur yavaş yavaş yağardı.

Toprak emerdi, baraj dolar, yer altı suları beslenirdi.

Şimdi ne oluyor

"Kısa sürede, tek bir noktaya yağıyor" diyor, Vali Elban.

Yani yağmur var ama su yok.

Yağış var ama baraj dolmuyor.

Ve şu cümle çok çarpıcı:

Haberin Devamı

"Güzel yağmurlar geldi ama arzu edilen havzaya düşmedi."

İklim krizinin bizi getirdiği yer tam olarak burası.

İstatistikler sizi yanıltabiliyor.

Ama musluğu açtığınızda gerçeklerle yüzleşiyorsunuz.

Vali Elban diyor ki:

"Denizden su çekebiliriz."

Yıllardır bu konu açıldığında hep aynı itirazı duyardık.

"Teknoloji çok pahalı" diye….