SİNEMANIN büyüsü işte buradan geliyor.
Bir anda o diyaloglar, hafızalara kazınan görüntüler, fonda çalan bir şarkı sizi alıp çok başka yerlere götürüyor.
Netflix'in yeni yerli dizisi 'Masumiyet Müzesi'nden de bu etkiyi anlayabilirsiniz.
Diziyi yayına girer girmez izlemeye başlayıp bitirdim.
Harika bir iş olmuş; senaryo iyi, oyunculuk iyi, çekimler harika...
Orhan Pamuk'un kült eseri 'Masumiyet Müzesi' ne yakışır bir dizi olmuş.
Sinema sadece bir hikâye anlatmaz.
Hafızayı yeniden kurar, tazeler.
Bir romanı yeniden gündeme getirir.
Bir müzeyi tekrar doldurur.
Bir şarkıyı yıllar sonra yeniden herkesin diline dolandırır.
Bakın ne oldu...
Dizi yayınlandıktan sonra kitabın satışları patladı. Yüzde 800'leri aşan artışlardan söz ediliyor. Çukurcuma'daki Masumiyet Müzesi'nde ziyaretçi sayısı katlandı. İnsanlar sadece diziyi izlemekle kalmadı; Kemal'in yürüdüğü sokaklarda yürümek, Füsun'un izini sürmek istedi.
İşte sinemanın gücü budur.
Haberin DevamıBir kurgu karakteri gerçek bir turistik rota haline getirebilir.
Ama benim en çok hoşuma giden şey şu oldu.
Neco'nun 'Seni Bana Katsam' şarkısı...
O şarkı çalmaya başladığı anda, 70'lerin İstanbul'u bir anda salona doldu.
Bir aşkın masumiyeti mi, saplantısı mı, çaresizliği mi, karar veremiyorsunuz.
Ama hissediyorsunuz.
Füsun'un itiraf sahnesinde çalan o şarkı, aslında Kemal'in iç dünyasının özeti gibi.
"Tamamlanma" arzusu...
Birini hayatına katma değil, hayatının merkezine koyma isteği...
Belki de aşkın en romantik ama en tehlikeli hali bu değil midir
Ve şimdi herkes o şarkıyı dinliyor.
Spotify listelerinde yeniden dolaşıyor.
Sosyal medyada paylaşılıyor.
Çünkü sinema unutturmaz.
Bir şarkıyı 40 yıl sonra tekrar gündeme getirir.
Bir romanı yeni kuşaklara taşır.
Bir aşk hikâyesini yeniden tartıştırır.
İyi yapılmış bir iş sadece izlenmez.
Yaşanır da.
'Masumiyet Müzesi' dizisi bana şunu bir kez daha hatırlattı.
Sinema bazen bir müzeden daha kalıcıdır.
Diziyi beğendim.
Sinemanın o büyüsünü bir kez daha anlamış oldum.
Haberin DevamıDİLİMİZE TAKILDI BU CÜMLE
HAYATIMIN EN MUTLU ANIYMIŞ BİLMİYORDUM
BU cümle "Masumiyet Müzesi"nde Kemal'in pişmanlığı gibi görünse de aslında zamanın acımasızlığına dair bir itiraf.
Biz de söylemiyor muyuz bunu bazen
Eski bir fotoğrafa bakarken; bir dost sofrasını hatırlarken, artık geri gelmeyecek bir akşamüstünü düşünürken.
Bazı insanlar hayatı olduğu gibi kabul eder. Olan olur, geçen geçer. Bu teslimiyetin içinde bir huzur vardır. Ben o tarafta değilim. Şartları zorlayan, daha iyisi mümkün diyen, sadece kendim için değil çevrem için de mücadele edenlerdenim.
Belki de mesele mutluluğu hep geleceğe ertelemek. "Bir gün" diye başlayan cümlelerle bugünü tüketmek. Oysa hayat, büyük kırılmalarla değil, küçük anlarla akıyor.
Haberin DevamıKemal'in trajedisi şu değil mi zaten
Bir anı müzeleştirmeye çalışması, geçmişi cam fanusun içine koyup
dondurma arzusu...
Ama hayat müze değil.
Hayat akıyor.
Çünkü en büyük yanılgımız, mutsuz olmamız değil.
Mutlu olduğumuz anın farkında olmamamız.
Gerçekten mutlu olduğunu fark edemediğin anlardan mutsuzluğun değerli yaptığı bir hayata...
Aslında hikâyeyi çekici yapan da bu çelişki...
TÜRK DİZİLERİNE DESTEK
KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk dizilerine yönelik yeni destek modelini açıkladı. Yaklaşık 170 ülkede bir milyara yakın izleyiciye ulaşan sektörün artık tanıtım ve turizm stratejisinin lokomotifi olacağını söyledi.

21