OĞLUM Atlas'la aramızdaki en güzel köprülerden biri futbol.
Birlikte maça gidiyoruz. Seyahat ediyoruz. Yolda futbol konuşuyoruz.
Transferleri tartışıyoruz, kadro kuruyoruz.
Ben ona taraftar olmayı öğretmeye çalışıyorum; fanatik olmayı değil.
Rakibe saygıyı, iyi futbolcuyu formasına bakmadan alkışlamayı, yenildiğinde dünyanın sonunun gelmediğini anlatıyorum.
Futbolun aslında 90 dakikalık çok güzel bir oyun olduğunu söylüyorum.
Sonra bir sabah uyanıyoruz...
Hakemlerle ilgili soruşturmalar; bahis iddiaları, gözaltılar, tutuklamalar.
Futbolun saha dışındaki ilişkileri üzerine ortaya saçılanlar...
Ve Atlas bana dönüp şu soruyu soruyor.
"Baba, bizim yaşadıklarımız bir tiyatro muydu"
İşte orada cevap vermekte zorlanıyorum.
Haberin DevamıTüm bu yaşanan skandalların ardından istifa dahi etmeyen Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu geçen hafta Hürriyet'e yaptığı açıklamada bir cümle kullandı.
"15, 20, belki 30 yıllık futbol kokuşmuşluğunu ve ahlaksızlığını iki yıllık başkanlığımda bana ve yönetim kurulundaki arkadaşlarıma mal etmeye kalkmasınlar."
Ben burada ayrılıyorum.
Çünkü bugün ihtiyacımız olan şey geçmiş dönemlere işaret etmek değil.
Kimin döneminde başladı, kim ne kadar sorumlu, kim daha suçlu tartışmasına girersek bu hikâyenin sonunu getiremeyiz.
Üstelik "30 yıllık kokuşmuşluk" çok ağır
bir ifade.
Bu söz söylendiği anda insanın aklına ister istemez geçmiş federasyon başkanları, yöneticileri, hakemleri, kulüpleri geliyor.
Ben isimlerle ilgilenmiyorum.
Benim derdim çok daha basit.
Ben Atlas'la hafta sonu maça gittiğimde izlediğimiz şeyin futbol olduğuna inanmak istiyorum.
Hepsi bu.
ATLAS'A ŞUNU SÖYLEMEK İSTİYORUM
BEN hâlâ futbolu seviyorum.
Atlas'la maça gitmeyi de seviyorum.
Onun gol olduğunda yüzündeki ifadeyi, maçtan sonra yaptığımız bitmek bilmeyen analizleri, deplasmana giderken yaşadığımız heyecanı hiçbir soruşturmanın elimizden almasını istemiyorum.
Çünkü futbolun kirli tarafı varsa, çok temiz bir tarafı da var.
O da taraftarın duygusu.
Haberin DevamıBelki bu ülkede futbol adına korunması gereken en kıymetli şey de budur.
Oyuna inanarak tribüne gelen çocukların güveni.
O yüzden Atlas'ın sorusuna bugün şöyle cevap vermek istiyorum.
"Hayır oğlum, bizim yaşadıklarımız tiyatro değildi. Senin sevincin gerçekti. Benim seninle yaşadığım heyecan gerçekti.
Tribündeki insanların duygusu gerçekti."
Sonra bir cümle daha eklerdim:
"Şimdi sıra büyüklerde. Bakalım çocukların futbola yeniden inanmasını sağlayabilecekler mi"
Çünkü Türk futbolunun gerçek temiz eller operasyonu, birkaç kişinin tutuklanmasıyla değil, Atlas'ın bir daha o soruyu sormasına gerek kalmadığı gün tamamlanmış olacak.
BİZE SAVUNMA DEĞİL ÖZELEŞTİRİ LAZIM
Haberin DevamıFEDERASYON Başkanı'nın o açıklamasında aradığım şeyi bulamadım.
Ben daha fazla özeleştiri beklerdim.
"Bizim dönemimizde oldu ama geçmişten geliyor" cümlesinden önce şunu duymak isterdim.
"Biz nerede eksik kaldık"
Denetim mekanizmaları neden işlemedi
Bahis futbolun bu kadar yakınına nasıl gelebildi
Hakemlik kurumu neden böylesine büyük bir güven krizinin içine düştü
Ve en önemlisi.
Bundan sonra benim gibi milyonlarca insanın izlediği maçın sonucuna inanabilmesi için ne yapılacak
Çünkü mesele artık yalnızca birkaç hakem, birkaç yönetici ya da birkaç dosya değil.
Mesele çok daha büyük; inanın.
Ortaya çıkanlara baktığımda beni asıl ürküten duygu başka.
Biz yıllardır sadece sahadaki maçı izlediğimizi sanıyorduk.
Haberin DevamıMeğer zaman zaman başka masalarda da başka maçlar oynanmış.
Bahis, para ilişkileri varsa...
Hakemin tarafsızlığı konusunda en küçük bir kuşku bile varsa...
Orada futbolun en değerli sermayesi kaybolur.
Üstelik bunlar bugün bildiklerimiz.
Dosyalar açıldıkça daha neler çıkacağını bilmiyoruz.

2