Yazı, akran zorbalığının bireysel davranıştan toplumsal kimliğe dönüşmesini ve şiddetli olaylara dönüşebilmesini ele alıyor. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş olaylarından hareketle, ailenin, okulun ve medyanın küçük ihmalleriyle oluşan bu sürecin aslında sistemik bir soruna işaret ettiğini savunuyor. Ama eğer sorun bu kadar yapısal ise, Fransa'nın çevrimdışı gün kampanyası gibi sembolik çözümler gerçek değişimi sağlayabilir mi?
AKRAN zorbalığını yazarken, bunun "küçük bir disiplin sorunu" değil, bir karakter inşası meselesi olduğunu söylemiştim.
"Yaptırım yoksa güç büyür" demiştim.
Ve o büyüyen gücün bir gün kontrolden çıkacağını da...
Bugün dönüp bakınca, o cümlenin ürpertici bir öngörü değil, gecikmiş bir teşhis olduğunu anlıyorum.
Çünkü artık mesele sadece okul bahçesinde itilen, kakılan çocuklar değil.
Ve yine Türkiye'nin en deneyimli iletişimcilerinden biri olan Salim Kadıbeşegil'in "Bugünün zorbası, yarının sosyal teröristidir" sözünü de yazmıştım.
Bugün o cümle, ülkenin manşeti.
Şanlıurfa'da; Kahramanmaraş'ta...
14 yaşında bir çocuğun; sırt çantasında kitap yerine silahlar var.
Hedef olmayan ama öfkesi olan bir genç...
Bu bir "anlık cinnet" de değil.
Haberin DevamıBu birikmiş bir dilin, görmezden gelinmiş sinyallerin, ertelenmiş sorumlulukların sonucu.
Bu bir süreç...
Harçlığı alınan, alay edilen, aşağılanan, şikâyet ederse daha fazlasını gören çocukla başlar.
Sonra o çocuk iki şey öğrenir.
Ya susmayı...
Ya da güç olmayı.
Ve eğer sistem sessiz kalıyorsa, çoğu ikinci yolu seçiyor.
İşte o an...
Zorbalık bir davranış olmaktan çıkıp bir kimliğe dönüşüyor.
Sonra ne olur
O çocuk büyür.
Bir gün trafikte yol keser.
Bir gün tribünde nefret kusar.
Bir gün evinde şiddet üretir.
Ve bazen...
Bir gün okul koridorunda silahla yürür.
Sahne
değişir.
Ama hikâye aynı kalır.
Uğur Mersinli - İsa Aras Mersinli
ERGENLİK HALİ DİYE KÜÇÜMSEDİK
KAHRAMANMARAŞ'taki olayda bir detay var ki, üzerinde uzun uzun düşünmek gerekiyor. Bir baba; emekli bir emniyet mensubu... Oğlunun silaha ilgisini "ertelemek" için ona silah vaat eder. Hatta poligona götürür. Niyet belki iyi. Ama sonuç Bazen iyi niyet, yanlış zamanlamayla birleştiğinde en tehlikeli ihmale dönüşür. Aile, okul, medya, sosyal çevre; herkesin küçük küçük katkılarıyla devam eden bir süreç. Ve biz o yapıyı yıllarca "ergenlik hâli" diye küçümsedik. Şimdi artık şunu kabul etme zamanı. Akran zorbalığı bir "çocukluk meselesi" değildir. Toplumun üzerinde düşünmesi gereken bir meselesidir.
Haberin Devamı'ÇEVRİMDIŞI GÜNÜ' BİR KAMPANYAYA DÖNÜŞEBİLİR
15 yaş altı gençlere sosyal medya için kısıtlamalar getirilmesini Türkiye'de de tartışıyor. Bu konuda hazırlıklar var, yakında yasal düzenlemelere gidilecek.
Hoşuma giden bir fotoğrafı paylaşmak istedim.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geçen gün Fransız Dili Uluslararası Şehri Villers-Cotterêts'te düzenlenen "Çevrimdışı Gün"üne katıldı.
Macron; 6-17 yaş arası gençlerin ekran başında geçirilen süreyi, algoritmaların çocuklarımız üzerindeki etkisini azaltmak istediğini söyledi.
Macron; 350 gençle buluşmasında soruları yanıtlamadan önce çizgi roman, tiyatro, konuşma, sesli okuma gibi atölyelere katıldı.

6