O bir dijital dönüşüm mimarı

AysuBilgin'i "dijital dönüşümün mimarı" olarak tanıdım. "İş Dünyasında Dijital Networking Çağı: LinkedIn" başlığında harika da bir kitap yazdı.

Dijital dünyada görünürlük artık yalnızca bir pazarlama stratejisi değil; bireyler, kurumlar ve fikirler için varoluşun temel koşulu haline geldi.

AysuBilgin'e sordum; "Bu dijital kalabalıkta nasıl anlamlı bir şekilde görünür kalabiliriz" diye.

Şöyle yanıtladı.

"Cevap, otantik ve değer odaklı bir stratejide yatıyor. Algoritmaları anlamak ve SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) gibi temel araçları etkin kullanmak elzem. Ancak asıl belirleyici olan şeytutarlı, kaliteli ve insani bağ kuran içerikler üretmek. Hedef kitlenin gerçek sorunlarına çözüm sunan, hikâye anlatan ve topluluk hissi yaratan dijital varlıklar, yapay etkileşimlerden çok daha dayanıklı bir görünürlük inşa ediyor.

Haberin Devamı

Dijital dünyada görünürlük, modern çağın yeni gerçekliği. Ancak bu görünürlüğün sürdürülebilir ve anlamlı olması için, insani değerler ve kalite odaklı bir yaklaşım benimsemek şart."

Hepimiz dijital dünyada "görünür" olmaya çalışıyoruz. Ama kaçımız gerçekten görülmek istiyor, kaçımız sadece ortalıkta dolaşıyor Zaman çizelgesinde hızla akan yüzler, cümleler, videolar arasında bir iz bırakmak kolay değil. Asıl mesele, o akış durduğunda geride ne kaldığı.

Aysu Bilgin'in altını çizdiği "otantik ve değer odaklı strateji" tam da burada anlam kazanıyor. Çünkü dijital dünyada sahicilik artık bir erdem değil, bir ayırt edici özellik. Herkesin benzer başlıklar attığı, aynı kelimeleri kullandığı bir ortamda, insan olan kazanıyor. Hata yapan, öğrenen, fikrini değiştiren, hikâyesi olan insan.
VİRAL OLACAĞIM DERKEN HER ŞEYİ BERBAT EDEBİLİRSİN

BİR başka kritik nokta ise sabır.

Aysu Bilgin bu konuda da beklentileri yere indiren bir yerden bakıyor:

"Dijital görünürlük bir sprint değil, maraton. Bugün paylaştığınız içerik hemen karşılık bulmayabilir ama doğru kitleyle kurulan bağ zamanla çok daha güçlü bir etki yaratır."

Dijital görünürlük çoğu zaman yanlış bir vaatle pazarlanıyor. Hızlı büyüme, bir gecede etkileşim, viral olma hayalleri... Oysa gerçek görünürlük yavaş inşa ediliyor. Tıpkı gerçek hayattaki itibar gibi.

Haberin Devamı

Burada algoritmalar meselesi devreye giriyor.

Bilgin, teknik konuların önemini inkâr etmiyor ama sınırını da çiziyor.

"Algoritmaları anlamak şart. Zamanlama, format... Bunlar oyunun kuralları. Ama oyunu kazandıran şey bunlar değil; insanla bağ kurabilen içerik."

Bugün insanlar yalnızca içeriğe bakmıyor, niyeti de okuyor. "Bunu neden paylaştı" sorusu, "kaç beğeni aldı" sorusunun önüne geçmiş durumda. Bu yüzden mekanik olarak doğru ama ruhsuz içerikler hızla silinip gidiyor.

Artık logolar konuşmuyor, insanlar konuşuyor. Kurumsal hesapların dili ne kadar insaniyse, güven de o kadar artıyor. Bilgin'in ifadesiyle "Markalar da insanlar gibi. Bir karakterleri yoksa, hatırlanmaları da zor."
LINKEDIN VERİLERİ BİZE NE SÖYLÜYOR
FARK edilmek mi istiyoruz yoksa hatırlanmak mı

Haberin Devamı

Bugün iş dünyasının nabzı artık kartvizitlerde değil, dijital profillerde atıyor.

LinkedIn, bu dönüşümün en net aynalarından biri.

Dünyada 1.3 milyar, Türkiye'de 19 milyonu aşan bir kullanıcı kitlesinden söz ediyoruz. Üstelik bu kitlenin büyük bölümü genç, eğitimli ve aktif. Türkiye'de platformu en yoğun kullananlar 25–34 yaş aralığında. Kullanıcıların yüzde 58'inden fazlası üniversite mezunu.
Y kuşağının yüzde 87'si LinkedIn'i doğrudan iş bulma amacıyla kullanıyor.

Rakamlar daha da çarpıcı.