İzmir'de ilişki durumu: Karışık

CEMİL Tugay artık AK Partili.

Rozetini Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı.

İzmir siyasetinde kolay kolay unutulmayacak bir fotoğraftı.

Çünkü Cemil Tugay herhangi bir belediye başkanı değil.

İki yıl önce CHP'nin adayı olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı yüzde 48.97 oyla kazandı. Rakibi Hamza Dağ'a
314 bin oy fark attı.

Dolayısıyla bugün tartışılan yalnızca bir siyasetçinin parti değiştirmesi değil.

Bir anlamda seçmenle yapılmış sözleşmenin ortasında şartların değişmesi.

O nedenle kızanları anlıyorum.

"Ben oyumu Cemil Tugay'a değil, CHP'nin adayına verdim" diyenlerin itirazı hafife alınamaz.

Hele Tugay'ın geçmişte AK Parti'ye geçmeyeceğini çok kesin ifadelerle söylediğini hatırlayınca...

Ama İzmir'de konuştuğum insanlardan gördüğüm kadarıyla hikâye sadece bundan ibaret değil.

Başka bir duygu
daha var.

Haberin Devamı

Daha sessiz; daha az öfkeli. Ve bence üzerinde düşünmeye değer.

"Bir bakalım, görelim" diyenler.

İzmir seçmeninin CHP ile ilişkisi uzun yıllardır ilginçtir.

Sadakat var ama bu sadakatin içinde giderek büyüyen bir kırgınlık da var.

Çünkü yıllardır CHP'ye oy veren, başka partiye oy vermeyi aklından bile geçirmeyen ama kendisine şu sorunun sorulmadığını düşünen ciddi bir seçmen kitlesi var.

"Sen ne istiyorsun, ne bekliyorsun"

Belediye başkan adayları belirlenirken; ilçe adayları seçilirken, listeler hazırlanırken kaç İzmirlinin fikri gerçekten soruldu

Sonra seçim geliyor; önünüze bir isim konuluyor.

"Bizim adayımız bu" deniyor.

Ve seçmenden sadakat bekleniyor.

Seçmenin kendi partisinin içinde de sözünün bir ağırlığının olduğunu hissetmesi gerekiyor.

CHP bunu İzmir'de hiç yapmadı.

Oyları hep garanti gördü, hep kazanacakmış, hangi liste seçmenin önüne konulursa konulsun seçmen oy atacak düşünüldü.

Yani İzmir'de böyle bir durum da var.

CHP YORGUNUOLANLAR DA ÇOK

BENCE İzmir'de yeni bir sosyolojik kategori var.

Adını koymak gerekirse; CHP yorgunu seçmen.

Yanlış anlaşılmasın.

Bu seçmen AK Partili olmuş değil.

Haberin Devamı

Ama CHP ile ilişkisinde eski heyecanı da kalmamış.

Biraz küskün; biraz kızgın.

Biraz da "Nasıl olsa bize oy verirler" duygusundan yorulmuş.

Belki Cemil Tugay olayını ilginç yapan da tam olarak bu.

Bir tarafta "Bu siyasi ihanettir" diyenler var.

Diğer tarafta "İzmir'in oyuyla seçildin, o koltuk senin kişisel mülkün değil" diyenler.

Bunların itirazı son derece anlaşılır.

Ama bir üçüncü grup daha var.

Onlar da şunu söylüyor.

"Ben bu geçişten hoşlanmadım ama önce ne olacağını göreceğim."

İşte ben en çok bu üçüncü grubun ne yapacağını merak ediyorum.

ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR

CEMİL Tugay'ın önünde artık çok zor bir sınav var.

Çünkü bundan sonra İzmir'de yapılan her yatırım, Ankara'dan alınan her destek, çözülen her sorun ister istemez başka bir soruyu da beraberinde getirecek.

Haberin Devamı

"Demek ki bunların yapılabilmesi için AK Parti'ye geçmek mi gerekiyordu"

Bu soru sadece Cemil Tugay'ın değil, iktidarın da önünde duracak.

Tersi de geçerli.

Eğer İzmir'in kronik sorunlarında hissedilir bir değişiklik olmazsa bu kez seçmen "O zaman neden geçtin" diye soracak.

BİR SEÇMENMUHASEBESİYAŞANABİLİR

BENCE bu hikâyenin asıl sonucu bugün değil, ilk sandık kurulduğunda ortaya çıkacak.