İKİ gün Monaco'daydım.
Joel Robuchon'un adını taşıyan Monaco Robuchon'da, OD Urla'nın şefi Osman Sezener'in Fransız meslektaşlarıyla birlikte hazırladığı harika yemekleri yedik.
Son yıllarda giderek daha fazla şuna inanıyorum.
Gastronomi, Türkiye'nin dünyaya anlatılmasında kendi başına yeni bir
hikâye yazıyor.
Bir zamanlar Türk mutfağını dünyaya anlatmak denildiğinde akla birkaç klasik yemek gelirdi.
Şimdi başka bir kuşak geliyor.
Genç şeflerimiz artık sadece kendi restoranlarında iyi yemek yapan insanlar değil. Paris'te, Londra'da, New York'ta, Dubai'de, Monaco'da mutfaklara giriyorlar; başka ülkelerin şefleriyle aynı tezgâhın arkasına geçiyorlar.
Ve kendi coğrafyalarının hikâyesini anlatıyorlar.
Osman Sezener de onlardan biri.
Osman Sezener
Haberin DevamıBenim uzun zamandır inandığım, yıllardır izlediğim bir şef.
Çünkü Osman'ın yaptığı işi yalnızca "iyi yemek" olarak görmüyorum.
Ege'yi, Anadolu'yu, Urla'yı; çocukluğumuzdan bildiğimiz malzemeleri ve tatları bugünün gastronomi diliyle yeniden yorumluyor.
Monaco'ya gelişimizin hikâyesi de zaten tam gastronomiye yakışacak türden bir tesadüfle başlıyor.
Robuchon'un Monaco'daki üç adresini yöneten ve önemli bir grubun sahibi bir süre önce İzmir'e geliyor.
Yanında arkadaşı, Göztepe'nin başkanı Mehmet Sepil var.
Birlikte OD Urla'da yemek yiyorlar.
Osman'ın anlattığına göre o akşamın ardından yatırımcı kendisine ulaşıyor ve dünyada çok yerde yemek yediğini ama OD Urla'daki yemeğin kendisini çok etkilediğini söylüyor.
Özellikle kullandığı bir ifade hoşuma gitti.
"Real food."
Gerçek yemek...
Bence Osman'ın mutfağını daha iyi anlatan başka iki kelime olamazdı.
O yemekten sonra önce Dubai'de birlikte proje yapma fikri konuşuluyor.
Ardından Monaco daveti geliyor.
Robuchon Monaco Mart 2025'te açılmıştı. Başındaki 32 yaşındaki Fransız şef Jonathan Larrieu, bu yıl restorana ilk Michelin yıldızını kazandırdı. Aynı grubun Monaco'da Le Petit Cafe Robuchon ve Le Deli Robuchon olmak üzere iki adresi daha var.
Haberin DevamıVe o Urla akşamında başlayan sohbet sonunda Osman Sezener'i Monaco'daki Robuchon mutfağına kadar getiriyor.
Jonathan Larrieu
EGELİLERİN MUTFAĞI BİR YEMEK KİTABINDAN ÇOK DAHA FAZLASI
18 ve 19 Ağustos geceleri Sezener ile Larrieu aynı mutfağa girdiler. Od Urla ekibinden şef Arda Yunt, Kerem Halıcıoğlu ve
Zeynep Serenli de vardı.
Ben de o sofradaydım.
Osman, Türkiye'den, özellikle Ege'den getirdiği malzemeleri Monaco'nun ve Akdeniz'in ürünleriyle buluşturdu.
Ben Ege mutfağının iyi tanıtılması halinde büyük bir çıkış yakalayacağını düşünüyorum.
Çünkü Ege'nin mutfağı hiçbir zaman tek bir topluluğun mutfağı olmadı.
Türkler, Rumlar, Levantenler, Ermeniler, Yahudiler...
Haberin DevamıBu yüzden Ege mutfağı bana bazen bir yemek kitabından çok ortak bir hafıza gibi geliyor.
Osman'ın Monaco'daki tabaklarında da bunu hissettim.
Fransız tekniği vardı; Monaco vardı ama tabağın hafızası Ege'ydi.
Ege'nin hikâyesini anlamak için Türkçe bilmeye gerek yok.
Bazen iyi bir zeytinyağı tercümandan daha iyi iş görüyor.
Kerem Halıcıoğlu - Jonathan Larrieu - Osman Sezener - Arda Yunt - Zeynep Serenli
ROBUCHON İSMİ NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ
Çünkü Joel Robuchon yalnızca çok başarılı bir Fransız şefi değildi.
Modern gastronominin yönünü değiştiren birkaç insandan biriydi.
Escoffier klasik Fransız mutfağını sistemleştirdi.
Paul Bocuse ve yeni mutfak kuşağı o ağır yapıyı kırdı.
Haberin DevamıFerran Adria ve sonrasındaki kuşak mutfağı laboratuvara, deneye, moleküler
gastronomiye taşıdı.
Robuchon ise bu zincirin çok özel bir yerinde duruyordu.

22